• Anasayfa
Şengün & Partners Hukuk Yayınları
  • English
  • Deutsch
  • Français
  • Español
  • Italiano
  • Türkiye’de Yatırım Danışmanlığı
    • Şirket Kuruluşu
    • Risk, Uyum ve Regülasyon
    • ESG
    • Bilişim Teknoloji Danışmanlığı
    • Dijital Dönüşüm
  • Makaleler
    • Nedim Korhan Şengün’den
    • Girişimcilik Merkezi
    • Küresel Yeşil Merkezi
    • Risk, Uyum ve Regülasyon Merkezi
    • Tahkim Sulh ve Arabuluculuk Merkezi
    • Sermaye Piyasası ve Finans İşlemleri Merkezi
    • Sigorta Merkezi
    • Entelektüel Varlık Yönetimi Merkezi
    • Kişisel Veriler Merkezi
    • Rekabet Hukuku Uygulamaları Merkezi
    • Yatırım Danışma Merkezi
    • Uluslararası Ticaret Hukuku Merkezi
  • Duyurular
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Türkiye’de Yatırım Danışmanlığı
    • Şirket Kuruluşu
    • Risk, Uyum ve Regülasyon
    • ESG
    • Bilişim Teknoloji Danışmanlığı
    • Dijital Dönüşüm
  • Makaleler
    • Nedim Korhan Şengün’den
    • Girişimcilik Merkezi
    • Küresel Yeşil Merkezi
    • Risk, Uyum ve Regülasyon Merkezi
    • Tahkim Sulh ve Arabuluculuk Merkezi
    • Sermaye Piyasası ve Finans İşlemleri Merkezi
    • Sigorta Merkezi
    • Entelektüel Varlık Yönetimi Merkezi
    • Kişisel Veriler Merkezi
    • Rekabet Hukuku Uygulamaları Merkezi
    • Yatırım Danışma Merkezi
    • Uluslararası Ticaret Hukuku Merkezi
  • Duyurular
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Şengün & Partners Hukuk Yayınları
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Makaleler

Zarar Sigortalarında Sigorta Şirketi Tarafından Yapılan Lütuf Ödemelerinin Niteliği

30 Ocak 2023
içinde Makaleler
Okuma Süresi: 4 dk okuma
A A
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Sigorta, bir şeyin veya bir kimsenin herhangi bir yönden ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için önceden ödenen prim karşılığında bu işle uğraşan kuruluşla yapılan iki taraflı bağlantı sözleşmesidir. Mevzuatımızda sigortaya ilişkin düzenleme 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (“Kanun”) yapılmış olup, sigorta türleri, can sigortaları ve zarar sigortaları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.[1] Zarar sigortaları, sigorta ettiren kişinin mal varlığında para ile ölçülebilen bir zarar meydana gelmesi halinde, sözleşme kapsamında bulunan zararın tazmin edilmesinin üstlenildiği sigortalardır. Mevzuatta zarar sigortaları kapsamında mal sigortaları ve sorumluluk sigortaları olarak ikili ayrım öngörülmektedir.[2] Mal sigortası ile teminat altına alınan malın kendisi değil, sigorta ettirenin mal üzerindeki menfaatleridir. Bu kapsamda taşınır veya taşınmaz malların yanında fikri haklar, patent hakları gibi maddi olmayan mallar da sigorta edilebilmektedir. Sorumluluk sigortası ile sigortalının üçünü kişilere verdiği zararlar karşısında malvarlığında gerçekleşebilecek eksilmeler güvence altına alınmakta ve zarar görenlerin mağdur olmasının önüne geçilmektedir. Sigorta ettiren ve sigorta eden arasında imzalanan, teminat altına alınan durumlar ve bedelleri içeren belge, poliçe olarak adlandırılmaktadır.

Sigorta Edenin Halefiyeti

Zarar sigortalarında sigorta edenin asli borcu, sözleşme ile teminat altına alınan şart gerçekleştiğinde doğan zararı karşılamaktır. Sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme çerçevesinde oluşan en önemli sonuçlarından biri, Kanun’un 1472. Maddesinde düzenlenen sigorta edenin halefiyetine ilişkin yapılan düzenleme olup, sözleşme ile bu hükmün aksi kararlaştırılamayacaktır. Buna göre, borçlunun borcunu ifa etmek durumunda kalan üçüncü kişi, sözleşmeden kaynaklanan sebeplerle ifa etmek durumunda kaldığı oranda alacaklı yerine ikame olarak onun haklarına sahip olmaktadır. Dolayısıyla sigorta eden, sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigorta ettirenin yerine geçecek ve zararın sorumlularına karşı dava hakkı kendisine intikal edecektir. Bu düzenleme ile amaçlanan, sigorta ettirenin, sigorta eden ve sorumlusundan ayrı ayrı tazminat talep ederek zenginleşmesinin önüne geçmektir.

Sigorta Şirketinin Halefiyetine İlişkin Şartlar

Sigorta şirketinin halefiyet şartları kanunda öngörülmüş olup aşağıda belirtilmektedir.[3]

  • Geçerli bir sigorta sözleşmesinin varlığı: Hukuken geçerli bir sigorta sözleşmesinin varlığında, sözleşmenin geçerli olduğu süre içerisinde ve sözleşmede teminat altına alınan konularda ödeme yapılmasını ifade etmektedir.
  • Sigorta bedelinin ödenmesi: Bizzat sigorta ettirene yahut yetkili temsilcisine, usulüne uygun olarak yapılan ödemeyi ifade etmektedir.
  • Sigorta ettirenin dava hakkının bulunması.

Bu şartlar sağlandığında sigorta şirketi halef sıfatını kazanmaktadır. Böylece sigorta ettirenin, sigorta şirketinden tazminatı aldıktan sonra, zararın sorumlularına karşı tekrar tazminat talep etme hakkı ortadan kalkmaktadır. Ancak sigorta şirketi tarafından kısmi ödeme yapıldıysa, ödenmeyen kısım için sigorta ettirenin dava hakkı devam etmektedir.

Lütuf Ödemesi Nedir?

Bazı durumlarda sigorta şirketleri, poliçe kapsamında yer alan teminatların dışında kalan hallerde de hasarı karşılamaktadır. Sigorta şirketinin yaptığı bu ödemeye, lütuf ödemesi adı verilir. Lütuf ödemesi, dünya literatüründe Ex Gratia olarak anılmaktadır. Gratia lütuf, merhamet anlamına gelmekte, ex ise -den ekini karşılamaktadır; dolayısıyla terim, Türkçe karşılığı ile uyuşmaktadır.

Sigorta şirketi tarafından yapılan bu ödeme, sözleşme kapsamında değerlendirilmemektedir. Sigorta şirketinin bu ödemeyi yapma açısından ahlaki yahut eksik borç ödemesi dahil hiçbir hukuki yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu bağlamda yapılan ödemede sigorta şirketinin, sigorta ettiren ile arasındaki ekonomik ilişkiyi korumak ve ticari itibarını artırmak gibi gayeler ile hareket ettiği kabul edilmektedir. Lakin yapılan bu ödemeler sonucunda sigorta eden halefiyet hakkı kazanamayacaktır. Bunun sebebi, sigorta ödemesinin poliçe kapsamında gerçekleşmemesidir. Daha önce de belirtildiği üzere sigorta edenin halefiyeti için geçerli bir sigorta sözleşmesinin mevcudiyeti aranmaktadır. Yapılan ödeme ise söz konusu sözleşmeye bağlı yapılmamaktadır. Bu halde, sözleşmenin varlığı şartı gerçekleşmediği için sigorta edenin halefiyeti de mümkün olmayacaktır. Nitekim, lütuf ödemesinin varlığı halinde sigorta edenin zararın sorumlularına karşı dava açamayacağı Yargıtay tarafından da kabul görmektedir.[4]

Halefiyet gerçekleşmediğinden, sigorta ettiren lütuf ödemesini almasına rağmen zararın sorumlusuna karşı da talep hakkına sahip olacaktır. Buna karşın sigorta şirketi, yapılan ödemeyi, zararın sorumlusundan yahut sigorta ettirenden isteyemeyecektir. Ancak, lütuf ödemesi yapılırken düzenlenecek bir ibraname ile Türk Borçlar Kanunu madde 183 vd. hükümleri kapsamında, sigorta ettiren uğradığı zarardan kaynaklı alacak ve dava haklarını sigorta edene devredebilecektir.

Sigorta şirketi tarafından, zarar sigortasının teminat kapsamı dışında bir ödeme gerçekleştirildiğinde, ilgili ödeme lütuf ödemesi olarak değerlendirilmektedir. Bu ödeme sözleşmeden kaynaklanmadığından sigorta eden halef sıfatını kazanamayacak ve dolayısıyla, sigorta ettirene yapılan ödemeyi zararın sorumlusundan dava yoluyla isteyemeyecektir. Buna karşın lütuf ödemesi yapılacağından ötürü, sigorta ettiren ve sigorta eden dava haklarının sigorta edene devri hususunda kendi aralarında anlaşabilecektir. Sigorta ettirenin sigorta edenden aldığı ödeme akabinde zararın sorumlusundan da tazminat talep etmesi halinde ise ödemeyi yapan sigorta eden sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak dava açabilecektir.[5] Neticede ilgili uygulama gerek sigorta ettiren gerekse üçüncü kişiler açısından azami önem arz etmekte olup, poliçe düzenlenmesi dahil tüm süreçlerde tarafların ileride herhangi bir hak kaybıyla karşılaşılmaması adına önlem alması ve gerekli hallerde konusunda uzman kişilerden destek alınması önerilmektedir.

 

Kaynakça

Türk Ticaret Kanunu (TTK), Resmi Gazete 27846 (14.02.2011), Kanun No.6102., md.1453 vd.

Türk Ticaret Kanunu (TTK), Resmi Gazete 27846 (14.02.2011), Kanun No.6102., md.1472.

Yargıtay, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi K. 2019/6330 (20.5.2019).

Yargıtay, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi K. 2019/4847 (16.4.2019).

Yargıtay, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi K. 2016/1961 (18.02.2016).

[1] Türk Ticaret Kanunu, 14.02.2011, md.1453 vd.

[2] Ibid, md.1453 vd.

[3] Ibid, md.1472.

[4] Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2016/3730 K. 2019/6330 T. 20.5.2019, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2016/12674 K. 2019/4847 T. 16.4.2019

[5] Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2016/97, K. 2016/1961 T. 18.02.2016

PaylaşTweetPaylaş
Önceki Gönderi

Sermaye Piyasası Kapsamında Piyasa Dolandırıcılığı Suçu

Sonraki Gönderi

Müzakere Sürecinin Etkili Planlanması ve Yönetimi

İlgili Gönderiler

Avrupa Birliğinde Verilerin Topluluk Dışına Aktarımı: Bindl v. Commission (Facebook ile Giriş Yap) Kararı

I.  Giriş Ocak ayının başında Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılması Rehberi’nin yayımlanması üzerine verilerin yurt...

Gayri̇menkul Yatırım Ortaklığının İş Dünyası Perspekti̇fi̇nden Değerlendi̇ri̇lmesi̇ Ve Bi̇r Alternati̇f Olarak Gayri̇menkul Yatırım Fonu

Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının İş Dünyası Perspektifinden Değerlendirilmesi Ve Bir Alternatif Olarak Gayrimenkul Yatırım Fonu

Ülkemizde hâlihazırda sayısı 33 olan gayrimenkul yatırım ortaklığının (“GYO”), Sermaye Piyasası Kurulu’nun (“SPK”) katı denetimine tabi olduğunu ve asgari %...

Rekabete Uyum ve Önemi

Rekabete Uyum ve Önemi

Ülkemizde gün geçtikçe daha yüksek sesle konuşulan bir konu, Rekabete Uyum Programı. Özellikle anonim şirketler olmak üzere teşebbüslerin tamamını ilgilendiren...

Konkordato

Konkordato Sürecinin Alacaklı ve Borçlu Bakımından İncelenmesi

31.07.2016 tarihli 29787 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 669 sayılı KHK’nin (“KHK”) “İflas Erteleme” başlıklı 4. maddesinde olağanüstü hal süresince iflas...

Yapay Zekâ Sohbet Robotlarının Kişisel Verilerin Korunması Kapsamında Değerlendirilmesi

Yapay Zekâ Sohbet Robotlarının Kişisel Verilerin Korunması Kapsamında Değerlendirilmesi

Son yıllarda teknoloji alanında yaşanan gelişmelerle birlikte, yapay zeka sohbet robotları da pek çok yeni araç gibi hayatımıza girmiş ve...

Kripto Varlık Dolandırıcılığı Suçu ve Hukuki Değerlendirmesi

Kripto Varlık Dolandırıcılığı Suçu ve Hukuki Değerlendirmesi

Gelişen teknoloji ile günlük hayatta yer edinen kripto varlıklar son zamanlarda sıklıkla yatırım almaktadır. Gelişimler beraberinde farklı suçları da getirmektedir....

Sonraki Gönderi

Müzakere Sürecinin Etkili Planlanması ve Yönetimi

Son Makaleler

The Rising Role of Central Europe and Şengün & Partners’ New Organization

Orta Avrupa’nın Yükselen Rolü ve Şengün & Partners’ın Yeni Organizasyonu

Girişimcilik Ekosisteminde Yeni Bir Yapılanma: Şengün Girişim Stüdyosu

Girişimcilik Ekosisteminde Yeni Bir Yapılanma: Şengün Girişim Stüdyosu

Rekabet Hukuku İhlallerinde Özel Hukuk Tazminat Davaları ve Follow-on Süreçler: Türk Hukuku Açısından Bir Değerlendirme

Rekabet Hukuku İhlallerinde Özel Hukuk Tazminat Davaları ve Follow-on Süreçler: Türk Hukuku Açısından Bir Değerlendirme

Taşımacılık Sektöründe Limanlar, Lojistik Koridorlar ve Pazar Kapatma Stratejilerinin Rekabet Hukuku Açısından Analizi

Taşımacılık Sektöründe Limanlar, Lojistik Koridorlar ve Pazar Kapatma Stratejilerinin Rekabet Hukuku Açısından Analizi

Şirketlerin Siber Güvenlik Açıkları ve Yeni Nesil Dolandırıcılıklara Karşı Hukuki Yükümlülükleri

Şirketlerin Siber Güvenlik Açıkları ve Yeni Nesil Dolandırıcılıklara Karşı Hukuki Yükümlülükleri

Rekabet Hukukunda Yerinde İnceleme Yetkisinin Dönüşümü ve Savunma Hakkının Anayasal Sınırları

Rekabet Hukukunda Yerinde İnceleme Yetkisinin Dönüşümü ve Savunma Hakkının Anayasal Sınırları

  • Anasayfa

© 2024 Şengün Partners

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Türkiye’de Yatırım Danışmanlığı
  • Makaleler
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Türkçe
    • English
    • Deutsch
    • Français
    • Türkçe
    • Español
    • Italiano

© 2024 Şengün Partners