Yapay zekâ (AI) teknolojisinin son yıllarda hızla gelişmesi, yapay zekanın birçok sektörün dönüşüm sürecinde aktif olarak rol almasına sebep oldu. Sigorta sektörü de yapay zekâ ile farklı bir boyuta evrilmektedir. Sigorta şirketleri bu teknolojinin sunduğu veri analitiği, otomasyon, tahmin ve analiz yeteneklerinden yararlanarak daha verimli, müşteri odaklı ve kârlı süreçler oluşturabilmektedir. Ancak yapay zekanın bu süreçlere dahil olması yalnızca teknik bir dönüşüm değil, aynı zamanda önemli hukuki ve etik sorumluluklar da doğurmaktadır.
Hasar Tespitinde Yapay Zekâ Kullanımı
Hasar tespiti ve değerlendirme adımları, sigorta şirketleri için zaman alan, maliyetli ve müşterilerin beklentilerinin yüksek olduğu süreçlerdir. Yapay zekâ, sigorta talep süreçlerini ve hasar analizini otomatikleştirerek zaman ve maliyet tasarrufu sağlamaktadır. Kapsamlı analiz ve değerlendirmelerle ekspertiz sürecini hızlandırıp müşteri memnuniyetini artırmanın yanı sıra yepyeni satış olanakları da yaratmaktadır. Son yıllarda sigorta şirketlerinin hasar yönetimi ve müşteri hizmetleri süreçlerinde aktif olarak yapay zekâ uygulamalarından yararlandıkları görülmüştür.
- Görüntü İşleme (Computer Vision): Kazalar sonrası müşteri tarafından gönderilen fotoğraflardan, görüntü işleme teknolojileri kullanılarak hasarın boyutu ve onarım maliyetleri tahmin edilebilmektedir. Fotoğrafların orijinal olup olmadığı, üzerinde oynama yapılıp yapılmadığı da tespit edilebilir.
- Doğal Dil İşleme (NLP): Sigortalıların hasar bildirimleri, müşteri temsilcileriyle yaptıkları görüşmeler veya e-posta yazışmalarıyla müşteri talepleri anlamlandırılarak doğru bir sınıflandırma yapılabilmektedir.
- Makine Öğrenimi Modelleri: Önceki hasar verileri üzerinde eğitilen algoritmalar, benzer olaylarda meydana gelen hasarları tahmin edebilmektedir. Hasarları şiddet düzeylerine ve hukuki süreçlerine göre sınıflandırmak amacıyla makine öğrenimi algoritmalarından yararlanılmaktadır.
- Ses Tanıma Sistemleri: Çağrı merkezi görüşmeleri üzerinden hasar kaydı oluşturulabilir. Öte yandan, farklı isim ve telefon numarası kullanarak farklı amaçlara tevessül eden müşterileri de tespit edebilme imkânı sağlamaktadır.
Açığa Çıkan Riskler
Yapay zekâ; verimlilik ve hız, daha objektif kararlar alma, maliyet ve zaman tasarrufu, müşteri memnuniyeti ve dolandırıcılık tespiti gibi konularda hem sigorta şirketleri için hem de müşteriler için büyük avantajlar sağlamaktadır. Fakat bu avantajlarının yanında yapay zekâ, büyük miktarda veri işlemekte ve depolamaktadır. Bu durum, müşteri bilgilerinin korunması ve yasal düzenlemelere uyum açısından endişelere yol açmaktadır.
- Veri Gizliliği ve Güvenliği: Veri gizliliği ve güvenliği, yapay zekâ kullanımından dolayı açığa çıkan en önemli risklerden biridir. Biyometrik kimlik doğrulama yöntemleri sayesinde, şifreye ihtiyaç duymadan sistem girişi sağlanabilir. Bununla birlikte, yapay zekâ kullanımıyla bir kişinin yüzünün veya sesinin kopyalanabilmesi ciddi bir güvenlik riskini ortaya çıkarmaktadır. Yapay zekanın yapay zekâ algoritmalarındaki şeffaflığın net olmayışı ve yaygınlaşan siber suçlar nedeniyle korunması gereken kişisel veriler ve şirket verileri risk altındadır.
- Hatalı Tespit Durumunda Sorumluluk: Yapay zekâ kaynaklı tespitte oluşan hatalar nedeniyle sigortalıya eksik ödeme yapılması veya ödemelerin gecikmesi gibi durumlarda sorumluluğun kime yükleneceği sorusu açığa çıkmaktadır. Örneğin böyle bir durumda sigorta şirketi mi yoksa yapay zekâ sistemini geliştiren yazılım sağlayıcısı mı sorumlu olacaktır?
Yapay Zekâ Kullanımında Hukuki Sorumluluk
Sorumluluk konusunda, yapay zekanın haksız fiil sorumluluğunu taşıyabileceği ve bu bağlamda hayali bir kişilik olarak değerlendirilebileceği iddiaları bulunmaktadır. Ancak, yapay zekanın gerçekten bir hayali kişilik olarak kabul edilip edilemeyeceği konusu hala tartışmalıdır. Doğal olarak bu durumda ihlal eden özneyi belirlemenin hukuki kişilik bağlamında olduğu kadar sorumluluk konusu bakımından da zor olduğunu söylemek mümkündür.
Düzenleyici kurumlar artık yapay zekanın karar alma süreçlerinde daha fazla şeffaflık ve hesap verebilirlik talep etmektedirler. Bu durum potansiyel yaptırımlara ve mali sonuçlara yol açabilmektedir. Sektör söz konusu bu uygulamadan yararlandıklarında kişisel verileri kaydetmekte, işlemekte ve aktarma yapabilmektedir. Dolayısıyla yapay zekâ ve makine öğrenimi uygulamalarının, müşterinin kişilik haklarına aykırı bir durum oluşturmadan tasarlanması gerekmektedir. Bununla birlikte veri sahibi müşteriler de yasal haklar konusunda bilinçli olarak hareket etmelidirler.
Türkiye’de yapay zekâ kullanımına dair kapsamlı bir hukuki düzenleme henüz bulunmamaktadır. Bu nedenle tarafların hukuki sorumluluğunun ve açığa çıkacak uyuşmazlıkların Türk Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, KVKK, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu düzenlemeleri ve ilgili sair mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Avrupa Birliği ve ABD Kapsamında Düzenlemeler
ABD ve Avrupa Birliği yapay zekâ faaliyetlerinin düzenlenmesine dair çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır. Amerikan Yapay Zekâ İnisiyatifi, Yapay Zekâ Hakları Bildirgesi Taslağı, Algoritmik Hesap Verebilirlik Kanun Tasarısı gibi düzenlemelerle ABD’de yapay zekâ teknolojilerinin etik ve güvenli bir şekilde geliştirilmesi amaçlanmıştır.
Avrupa Birliği, 2024 yılında kabul edilen “Yapay Zekâ Yasası” (AI Act) ile yapay zekâ sistemlerini risk seviyelerine göre sınıflandırarak düzenlemektedir. Bu yasa, yüksek riskli AI uygulamaları için sıkı kurallar ve şeffaflık yükümlülükleri getirmektedir. Yasa kapsamında, AI sistemlerinin eğitiminde kullanılan veri kümelerine ilişkin şeffaflık yükümlülükleri getirilmiştir. Ayrıca, yapay zekâ sistemlerinin telif haklarına saygılı olması ve etik standartlara uyması gerekmektedir.
T.C. Dışişleri Avrupa Birliği Başkanlığı’nın yayımladığı habere göre; AB’nin bu düzenlemesi bir yandan iç pazarın işleyişinin geliştirilmesini, diğer yandan insan odaklı ve güvenilir YZ teknolojilerinin benimsenmesini teşvik etmeyi hedeflemektedir. AB böylece yenilikçiliği desteklerken, YZ sistemlerinin olası zararlı etkilerine karşı sağlığın, güvenliğin, çevrenin yanı sıra demokrasi ve hukukun üstünlüğü dâhil temel hakların korunmasını amaçlamaktadır.
Yapay Zekâ Yasası, sigorta dahil olmak üzere ekonominin tüm sektörlerinde geçerlidir. Özellikle Yapay Zeka Yasası (AI Act), sigortacılık alanındaki bazı yapay zekâ uygulamalarını “yüksek risk” kategorisinde tanımlamıştır. Hayat ve sağlık sigortalarında risk değerlendirmesi ve fiyatlama (underwriting) amacıyla kullanılan yapay zekâ sistemleri “yüksek riskli” kabul edilmektedir. Bunun gerekçesi, bu tür sistemlerin bireylerin finansal erişimini ve sağlığını etkileyerek ayrımcılık veya dışlanma riski oluşturabilmesidir. Bu yasa yüksek riskli yapay zekâ sistemlerinin sağlayıcılarının ve kullanıcılarının uyması gereken bir dizi gereklilikler olduğunu belirtmektedir. Bu sınıflandırma da sigorta şirketlerinin bu alanlarda yapay zekâ kullanırken sıkı yükümlülüklere tabi olacağı anlamına gelir. Örneğin, bir sigorta şirketi yapay zekâ destekli bir algoritmayla hayat sigortası primi belirliyorsa, bu sistem için kapsamlı bir risk yönetim sistemi kurmak, kaliteli ve ayrımcılık içermeyen veri kümeleri kullanmak, temel haklara etkine dair bir etki değerlendirmesi (Fundamental Rights Impact Assessment) yapmak ve insan kontrolünü mümkün kılmak zorunda kalacaktır.













