• Anasayfa
Şengün & Partners Hukuk Yayınları
  • English
  • Deutsch
  • Français
  • Español
  • Italiano
  • Türkiye’de Yatırım Danışmanlığı
    • Şirket Kuruluşu
    • Risk, Uyum ve Regülasyon
    • ESG
    • Bilişim Teknoloji Danışmanlığı
    • Dijital Dönüşüm
  • Makaleler
    • Nedim Korhan Şengün’den
    • Girişimcilik Merkezi
    • Küresel Yeşil Merkezi
    • Risk, Uyum ve Regülasyon Merkezi
    • Tahkim Sulh ve Arabuluculuk Merkezi
    • Sermaye Piyasası ve Finans İşlemleri Merkezi
    • Sigorta Merkezi
    • Entelektüel Varlık Yönetimi Merkezi
    • Kişisel Veriler Merkezi
    • Rekabet Hukuku Uygulamaları Merkezi
    • Yatırım Danışma Merkezi
    • Uluslararası Ticaret Hukuku Merkezi
  • Duyurular
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Türkiye’de Yatırım Danışmanlığı
    • Şirket Kuruluşu
    • Risk, Uyum ve Regülasyon
    • ESG
    • Bilişim Teknoloji Danışmanlığı
    • Dijital Dönüşüm
  • Makaleler
    • Nedim Korhan Şengün’den
    • Girişimcilik Merkezi
    • Küresel Yeşil Merkezi
    • Risk, Uyum ve Regülasyon Merkezi
    • Tahkim Sulh ve Arabuluculuk Merkezi
    • Sermaye Piyasası ve Finans İşlemleri Merkezi
    • Sigorta Merkezi
    • Entelektüel Varlık Yönetimi Merkezi
    • Kişisel Veriler Merkezi
    • Rekabet Hukuku Uygulamaları Merkezi
    • Yatırım Danışma Merkezi
    • Uluslararası Ticaret Hukuku Merkezi
  • Duyurular
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Şengün & Partners Hukuk Yayınları
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Makaleler Rekabet Hukuku Uygulamaları Merkezi

Rekabet Hukukunda Yerinde İnceleme Yetkisinin Dönüşümü ve Savunma Hakkının Anayasal Sınırları

25 Şubat 2026
içinde Rekabet Hukuku Uygulamaları Merkezi
Okuma Süresi: 14 dk okuma
A A
Rekabet Hukukunda Yerinde İnceleme Yetkisinin Dönüşümü ve Savunma Hakkının Anayasal Sınırları
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

A. Yerinde İnceleme Yetkisi ve Rekabet Kurulu Yaklaşımı Hakkında

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (“4054 sayılı Kanun”) 15. Maddesi ile Rekabet Kurumu (“Kurum”) uzmanlarına Kanunun verdiği görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde incelemelerde bulunma yetkisi tanımaktadır. Bu yetki kapsamında uzmanlar teşebbüsler nezdinde yerinde inceleme yaptıkları esnada teşebbüslerin defter, belge ve elektronik kayıtlarını inceleme ve kopyalama imkânına sahiptirler. Ancak bu yetkinin sınırsız bir kapsamı olmadığı da malumdur.

İdari otoritenin yasa ile belirlenen yetkisinin ancak yerinde incelemeye neden olan iddia ve şüphelere bağlı şekilde “konu ve amaç” ile sınırlı olarak kullanılabileceği sarihtir. İşbu yetkinin soruşturma konusu ile bağlantılı olması gerektiği emsal Kurul içtihadı ile de açıkça belirtilmiştir[1].

Emsal içtihada atfen Kurul’un teknik değerlendirmelerine geniş takdir alanı tanınmakla birlikte, ölçülülük ilkesinin idari işlemin hukuka uygunluk denetiminde temel kriter olduğu belirtilmektedir[2]. Bu yaklaşım, yerinde incelemenin hukuki niteliğinin belirlenmesinde önem taşımaktadır. İnceleme, belirli bir ihlal iddiasının aydınlatılmasına hizmet eden sınırlı bir yetkidir. Eğer dijital veri kopyalama işlemi, soruşturma konusu dışındaki geniş veri setlerini kapsayacak biçimde uygulanırsa, bu durum ölçülülük testinin “gereklilik” ve “orantılılık” aşamalarında tartışma yaratacaktır.

Rekabet Kurulu uygulamasında da yerinde inceleme yetkisinin kapsamı zaman içinde genişlemiştir. Kurul’un çeşitli kararlarında elektronik posta yazışmalarının ve şirket içi dijital arşivlerin incelenmesi olağan kabul edilmiştir. Nitekim Kurul tarafından yapılan yerinde incelemelerde verilerin temini ve elenmesi (sifting) işlemi teşebbüste gerçekleşiyor ise alınan belgelerin birer kopyası teşebbüste bırakılmaktadır. Ayrıca imtiyazlı belgelerin söz konusu olması halinde (örn: avukat-müvekkil gizliliği içeren yazışma ve belgeler) itiraz o esnada yapılmakta ve imtiyazlı olduğu tespit edilen belgelerin kayıtlardan çıkarılması işlemi de yine o esnada tutanak ile yapılmaktadır[3].

Yine yerinde inceleme sırasında mümkün olmadığında delillerin incelenmesi ve elenmesi işlemi verilerin kopyalanarak Kurum bünyesine getirilmesi hali de söz konusudur. Bu tür durumlarda ise teşebbüslerin imtiyaz hakkının korunup korunmayacağı ve hangi aşamada ileri sürebileceklerinin detaylı tespiti önemlidir[4].

Zira verilerin kopyalanarak Kurum bünyesine getirilmesinde teşebbüslerin hak sahipliğine bağlı itirazları ile imtiyaz noktasındaki iradelerinin nasıl korunacağı önemlidir. “Nitekim dijital delil toplama işlemlerinde çok miktarda veri bir arada bulunmakta, bu veriler imtiyazlı bilgi ve belgeleri de içerebilmektedir”[5]

Yine Avrupa Birliği Komisyon (“Komisyon”) uygulamasına da atıfla bildirmek gereklidir ki; veri toplama imkanının amaç ve konu ile sınırlı olmak, savunma hakkını ihlal etmemek ve ölçülülük ilkesine riayetle varlık gösterdiği kabul edilmektedir[6].

Türkiye uygulamasında Kurum geleneksel yerinde inceleme uygulamasında eleme işlemini teşebbüs bünyesinde gerçekleştirmektedir. Bu eleme sonucunda elde edilen bir kısım emare ve deliller CD yahut harici bellek kaydı ile alınmakta ve Kurum’a getirilerek incelenmektedir. Zaten alınan belgelerin birer örneği de tutanak ile teşebbüste (yetkililere teslimle) bırakılmaktadır. Bu bağlamda olası bir imtiyaz hak iddiası/itirazı da eş zamanlı yürütülmektedir.

Konu hakkında Kurum 01.10.2028 tarihli 18-36/583-284 Karar sayılı soruşturma kararında dijital delil toplama eylemlerinin imtiyazlı haklar açısından ihlal yarattığı iddiasına karşın 4054 sayılı Kanun madde 15 uyarınca dijital delil toplama hakkının varlığına atıfla yerinde inceleme yapılırken toplanan ve CD içerisine alınan deliller için “hash değeri” belirlemesi yapıldığını, bu belirleme ile mühürlenen CD’nin bir örneğinin ilgili teşebbüste bırakıldığını ve bu nedenle elde edilen bilgilerin dijital ortamda kopyalanmasının hukuka aykırı olmadığını bildirmiştir[7].

B. Dijital Veri İmajı Alma ve Ölçülülük İlkesi

İşbu çalışmanın “A” başlığı ile Kurul’un yerinde inceleme yetkisi ile dijital verilerin imajının alınması noktasındaki yaklaşımı izah edilmiştir. Bu vesile ile son dönemde Kurul’un yerinde inceleme yapma yetkisinin anayasaya aykırılığı ile temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiği iddiasına karşın Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve emsal teşkil eden karara atıfta bulunmak da yerinde olacaktır.

Zira Anayasa Mahkemesi, 06.11.2025 tarihli ve 2023/174 Esas, 2025/224 Karar sayılı kararıyla temel incelemeyi 4054 sayılı Kanun madde 15 ile kaleme alınan ““gerekli gördüğü hallerde” ibaresi üzerinde gerçekleştirmiştir. Mahkeme bu değerlendirmeyle, normatif esneklik ile anayasal öngörülebilirlik arasında bir denge kurmuş; özellikle ekonomik düzenlemelerde kanun koyucunun teknik alanlara ilişkin belirli ölçüde soyut kavramlar kullanabileceğini kabul etmiştir. Böylece rekabet hukukunun dinamik yapısı karşısında katı ve sınırlayıcı bir normatif model yerine, yorum yoluyla somutlaştırılabilir bir çerçeve tercih edilmiştir. Mahkeme’nin değerlendirmesinde, yerinde inceleme yetkisinin sürat ve etkinlik boyutu belirleyici olmuştur.

Rekabete aykırı uygulamaların çoğu zaman gizli yürütüldüğü ve delillerin hızlı şekilde ortadan kaldırılabileceği dikkate alındığında, önceden hâkim kararı şartının rekabet denetimini işlevsiz kılabileceği yönündeki örtük kabul dikkat çekmektedir. Karar, idari denetim yetkilerinin anayasal sınırlarının belirlenmesinde Mahkeme’nin, ekonomik düzenin korunmasına öncelik tanıyan bir yaklaşım benimsediğini göstermektedir.

Anayasa Mahkemesi’nin emsal kararından hareketle dijital incelemelerde en tartışmalı uygulama, sistem imajı alınmasıdır. Tüm bir sabit diskin veya sunucu sisteminin birebir kopyalanması, soruşturma konusu ile ilgisiz çok sayıda verinin de Kurum uhdesine geçmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu durum, anayasal ölçülülük ilkesinin uygulanmasını gerekli kılar.

Ölçülülük ilkesinin gerekli olup olmadığı üç aşamalı inceleme ile ele alınmaktadır;

  • Dijital imaj alınması soruşturma için elverişli mi?
  • Dijital veri alınması gerekli mi?
  • Dijital veri alınması ile incelemeye konu edilen ihlal eylemi arasında orantılı var mı?

Eğer belirli klasörler, tarih aralıkları veya belirli çalışan hesapları üzerinden sınırlı inceleme yapılması mümkün ise tüm sistemin imajının alınması gereklilik şartını karşılamayabilir.

Bu bağlamda Avrupa Birliği uygulaması yol gösterici niteliktedir. Avrupa Birliği Adalet Divanı, rekabet soruşturmalarına ilişkin birçok kararında Komisyon’un geniş inceleme yetkisini kabul etmekle birlikte, bu yetkinin “belirli ve somut ihlal şüphesi” ile bağlantılı olması gerektiğini vurgulamıştır[8]. Komisyon, Komisyon’un arama yetkisinin yargısal denetime tabi olduğu ve temel hak güvenceleri ışığında dar yorumlanması gerektiği belirtilmiştir. Divan, inceleme kararının kapsamının açık ve belirli olması gerektiğini; teşebbüsün hangi ihlal şüphesi kapsamında incelendiğini bilmesinin savunma hakkı açısından zorunlu olduğunu ifade etmiştir. Yine Komisyon bu yetkinin keyfi kullanılamayacağını ve temel haklara müdahale oluşturduğunu kabul etmiştir. Bu içtihat, dijital veri imajı alma gibi geniş müdahale araçlarının da belirli sınırlar içinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir[9].

Türk Hukuk Sistemi açısından da Komisyon’un emsal kararlarına bağlı olarak 16.06.2020 tarihinde 4054 sayılı Kanun madde 15’te değişiklik yapılmış değişiklikle birlikte dijital verilerin incelenebilmesi yöntemi açıklık kazanmıştır. Yine Kurul tarafından 08.10.2020 Tarih ve 20-45/617 karar sayılı Yerı̇nde İncelemelerde Dı̇jı̇tal Verı̇lerı̇n İncelenmesı̇ne İlı̇şkı̇n Kılavuz (“Dijital İnceleme Kılavuzu”) yayınlanmıştır. İşbu kılavuzda yerinde inceleme sırasında kopyalanan verilerin, imtiyaz kapsamında ise sağlanan korumadan yararlanacağı belirtilmiştir. Ancak eklenmelidir ki; bahse konu imtiyaza ilişkin itirazların hangi aşamada ileri sürüleceği ve ne şekilde ileri sürüleceğine ilişkin usuli detaylara yer verilmemiştir.

C. Anahtar Kelime Taraması ve Bağlantı Sorunu

Anahtar kelime (keyword) temelli filtreleme yöntemi, dijital incelemelerin teknik omurgasını oluşturmaktadır. Ancak kelime eşleşmesi, her zaman ihlalle bağlantılı bir delil anlamına gelmez. Avrupa uygulamasında inceleme sırasında “relevance review/bağlantı-ilişki denetimi” süreci belirli usul güvencelerine bağlanmıştır. Özellikle Deutsche Bahn v Commission[10] kararında, Genel Mahkeme Komisyon’un inceleme yetkisini ihlal şüphesiyle sınırlı kullanması gerektiğini vurgulamış; soruşturma kararında belirtilmeyen konulara ilişkin delil toplanmasının hukuka aykırı olabileceğini ifade etmiştir.

Türk uygulamasında da benzer bir tartışma mevcuttur. Rekabet Kurulu’nun çeşitli kararlarında, inceleme sırasında elde edilen dijital yazışmaların ihlalin ispatında temel delil olarak kullanıldığı görülmektedir. Ancak bu yazışmaların soruşturma kararı kapsamı ile bağlantısı her zaman açık değildir. Bu nedenle anahtar kelime setlerinin belirlenme yöntemi ve filtreleme sürecinin şeffaflığı, savunma hakkının etkinliği bakımından kritik öneme sahiptir.

Anahtar kelime taraması, teknik olarak büyük veri setleri içerisinden potansiyel olarak ilgili belgelerin ayrıştırılmasını sağlayan bir filtreleme mekanizmasıdır. Ancak bu yöntem, delilin kapsamını belirleyen görünmez bir eşik işlevi görmektedir. Zira hangi kelimelerin, hangi dil varyasyonlarının, hangi tarih aralıklarının ve hangi kullanıcı hesaplarının taramaya dahil edileceği; fiilen soruşturmanın delil evrenini belirler.

Bu nedenle anahtar kelime setinin oluşturulması salt teknik bir tercih değil, hukuki sonuç doğuran bir tasarruftur. Eğer kelime seti aşırı geniş belirlenirse soruşturma konusu dışındaki çok sayıda yazışma da inceleme kapsamına girebilir; aşırı dar belirlenirse potansiyel olarak ilgili veriler gözden kaçabilir. Dolayısıyla keyword/anahtar kelime belirleme süreci, ölçülülük ilkesinin “gereklilik” ve “orantılılık” aşamalarının somutlaştığı teknik bir alan olarak değerlendirilmelidir.

Anahtar kelime taramasında ortaya çıkan bir diğer sorun, “eşleşme” ile “ilgili olma” (relevance) kavramlarının birbirine karıştırılmasıdır. Dijital sistemler belirli bir kelimeyi içeren tüm belgeleri teknik olarak eşleştirebilir; ancak bu belgelerin tamamı ihlal iddiası ile bağlantılı değildir. Özellikle rekabet hukuku bağlamında fiyat, pazar, kota, indirim, paylaşım gibi kavramlar ticari hayatın olağan terminolojisi içerisinde farklı bağlamlarda kullanılabilir.

Bu nedenle salt kelime eşleşmesi, ihlal delili olarak kabul edilemez; içerik bağlamının ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Aksi yaklaşım, anahtar kelime taramasını bir “otomatik şüphe üretme mekanizmasına” dönüştürebilir. Bu noktada inceleme sürecinin yalnızca teknik uzmanlıkla değil, hukuki değerlendirme ile yürütülmesi savunma hakkının etkinliği bakımından önem taşımaktadır.

Anahtar kelime taramasının şeffaflığı da ayrı bir tartışma alanıdır. Filtreleme kriterlerinin ve arama parametrelerinin soruşturma tutanağında açıkça belirtilmemesi, sonradan yapılacak yargısal denetimi güçleştirebilir. Oysa inceleme sürecinde hangi kelimelerin hangi mantıkla seçildiğinin kayda geçirilmesi, hem Kurum açısından hukuki güvence sağlar hem de teşebbüsün savunma hakkını somutlaştırır. Avrupa uygulamasında filtreleme sürecine ilişkin usul kurallarının daha ayrıntılı olması, dijital incelemenin keyfi görünümünü azaltan bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Türk uygulamasında da benzer bir usuli şeffaflık mekanizmasının geliştirilmesi, dijital delil rejiminin meşruiyetini güçlendirecektir.

Son olarak, anahtar kelime taraması “ex post/geriye dönük” genişletme riski taşımaktadır. İnceleme sırasında elde edilen bazı belgelerin yeni şüpheler doğurması halinde arama kelimelerinin genişletilmesi mümkündür. Ancak bu genişletmenin soruşturma kararının kapsamını aşmaması gerekir.

Aksi hâlde başlangıçta belirli bir ihlal iddiası için verilen inceleme kararı, süreç içinde genel bir veri araştırmasına dönüşebilir. Bu nedenle keyword/anahtar kelime setinin genişletilmesi hâlinde bunun gerekçelendirilmesi ve tutanak altına alınması, ölçülülük ve hukuki güvenlik ilkeleri bakımından zorunlu görülmelidir.

D. Avukat-Müvekkil Gizliliği (“Legal Privilege”) Koruması

Avukat-müvekkil gizliliği, rekabet soruşturmalarında savunma hakkının temel unsurlarından biridir. Avrupa Birliği içtihadında bu ilke açık biçimde tanınmıştır. AM & S Europe v Commission[11] kararında Komisyon bağımsız avukat ile müvekkil arasındaki yazışmaların korunması gerektiğini kabul etmiştir. Komisyon’a göre bu koruma savunma hakkının ayrılmaz parçasıdır.

Daha sonra Akzo Nobel v Commission[12] kararında Komsiyon, şirket içi (in-house) hukuk müşavirleri ile yapılan yazışmaların hukuki gizlilik / legal privilege kapsamında olmadığına hükmetmiştir. Bu karar, kurumsal yazışmaların korunması bakımından önemli bir sınır çizmiştir.

Türk Hukuk Sistemi rekabet uygulaması açısından da işbu emsal nitelikteki Komisyon kararlarının Kurul uygulamasına etkin olarak yansıdığı hususlarını belirtmek uygun olacaktır. Açık şekilde hukuk sistemimizde “legal privilege” düzenlemesi olmasa dahi açık biçimde hakkı ve avukatlık mesleğinin bağımsızlığı ilkesi çerçevesinde benzer bir koruma ihtiyacının bulunduğu açıktır. Zira Rekabet Kurulu uygulamasında tam olarak yukarıda emsal niteliği bulunan global uygulamaya bağlılık sonucu dış avukatlarla yapılan yazışmaların korunmasına ilişkin bir hassasiyet bulunmakla birlikte, bu korumanın usulü ve sınırları açık değildir. Bu durum, dijital incelemelerde hukuki danışmanlık içeren belgelerin filtrelenmesi konusunda daha net prosedürler oluşturulması gereğini ortaya koymaktadır.

Esasında AM & S Europe v Commission ve Akzo Nobel v Commission emsal kararlarına bağlı olarak avukat-müvekkil arasındaki iletişimin idari ve yargı süreçlerinde ifşa edilemeyeceği/açığa çıkarılamayacağı ve bu amaçla bir zorlamaya konu edilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu temel ilke uluslararası alanda kabul edilen be yerel hukukta da dikkate alınan “avukat-müvekkil gizliliği” koruması sağlayan genel bir ilkedir. Komisyon emsal kararları ile avukat-müvekkil gizliliği ilkesinin İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (“İHAS”) madde 6 ile düzenlenen adil yargılanma hakkı çatısı altında değerlendirmekte ve bu genel ilkeye “birinci kuşak temel insan hakkı” niteliği kazandırmıştır.

Esasında İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (“İHAM”) emsal kararlarında açıkça avukat-müvekkil görüşmelerinin ayrıcalıklı olduğu yönünde hüküm verilmiştir[13].

Yine İHAM Erdem-Germany[14] kararında da avukat ve müvekkil arasındaki yazışmaların bireyin doğrudan savunma hakkını etkileyen temel bir hak olduğunu ve ancak istisnai hallerde, kötücül kullanımın engellenmesi adına gereken tedbirlerin alınması koşulu ile kısıtlanabileceğini hüküm altına almıştır.

Bahse konu temel insan hakkı kavramsal koruması ışığında Rekabet Hukuku açısından delil incelemelerinin önemi ve ihlal iddialarının delillerin eksiksiz elde edilmesi halinde ortaya çıkarılabileceği gerçekliği karşısında hak ve menfaat dengesinde değerlendirme yapmak gerekli olacaktır. Rekabet Kurumu uzmanları delil toplama noktasında geniş yetkilere sahip olup güncel Anayasa Mahkemesi kararı ile de bu yetkilerin iptali gerektiren bir anayasal hak ihlal ettiği iddiası reddedilmiştir. Ancak bahse konu Kurul yetkisinin sınırsız olmadığını da daha evvel bildirmiştir. Bu bağlamda avukat-müvekkil ilişkisi/iletişimi gizliliği bahse konu yetkiyi sınırlandıran hallerden biridir. Zira savunma hakkının idari otorite tarafından keyfi bir şekilde sınırlandırılması/engellenmesi Rekabet Kurumu’nun da tercih ettiği bir hal olmayıp açıkça hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Nitekim 1136 sayılı Avukatlık Kanunu madde 36 düzenlemesi ile de avukat ile müvekkil arasındaki ilişkinin mahremiyeti bulunduğu belirtilmiştir.

Rekabet Hukuku açısından delil serbestisi ilkesi temeldir. Ancak elde edilen delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi elzemdir. 1982 Anayasası madde 38 ile hukuka aykırı olarak elde edilen emarelerin delil niteliği bulunmayacağı da açıkça düzenlenmiştir. Şu hâlde Rekabet Hukuku açısından yapılan yerinde incelemelerde avukat-müvekkil gizliliği bir imtiyaz sağlamakta ve savunma hakkı olarak koruma kazanmaktadır. Ancak avukat-müvekkil arasındaki her iletişimin bu imtiyaz kapsamında olmayacağı da malumun ilanıdır.

Rekabet Kurumu açısından yerinde inceleme yapılırken ilk olarak bahse konu avukatın bağımsız mı yoksa ilgili teşebbüs bünyesinde yani işçi-işveren ilişkisi içerisinde avukatlık görevini ifa edip etmediği incelenir. Zira Rekabet Hukuku için imtiyaz “bağımsız avukat” ile teşebbüs/müvekkil arasındaki iletişim için geçerlidir. Yapılan detaylı incelemelerde şirket içi çalışan avukatların bağımsız çalışan avukatlar karşısında eşit derecede mesleki bağımsızlığının olmadığı, şirket içi çalışan avukatların öncelikli olarak işçi-işveren ilişkisi temelinde hareket etmekle yükümlü oldukları hususu önemle vurgulanmıştır[15].

Yine bahse konu iletişimin müvekkilin “savunma hakkı” kapsamında gerçekleşmiş olması önemlidir.

Kurul CNR kararında[16] avukatın sır saklama yükümlülüğüne atıfla avukat-müvekkil gizliliğinin savunma hakkı güvencesi olduğuna dikkat çekmiştir. Yine aynı kararda Kurul 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 130 atfı ile avukat-müvekkil arasında savunma hakkı temelinde olan iletişimin imtiyazlı olduğunu belirtmiştir[17].

Kurul konu hakkında görüşünü çok açık şekilde ve Avrupa uygulaması ile uluslararası sözleşmelere bağlı kararlar kapsamında ifade etmekte olup gelinen aşamada “bağımsız avukat” ile müvekkili teşebbüs arasında savunma hakkına ilişkin yazışmalar imtiyaz kapsamında olup Kurul tarafından el konulamaz veriler niteliğindedir.

E. Değerlendirme ve Sonuç

Rekabet hukukunda dijitalleşme geri döndürülemez bir gerçektir. Ancak teknik kapasitenin artışı, hukuki sınırların belirsizleşmesine yol açmamalıdır. Hem Rekabet Kurumu uygulaması hem de Avrupa Birliği Komisyon içtihadı, inceleme yetkisinin geniş olmakla birlikte sınırsız olmadığını göstermektedir.

Yerinde inceleme, ihlal şüphesini aydınlatmaya yönelik bir araçtır; genel ve süresiz bir dijital veri toplama mekanizması değildir. Bu nedenle anahtar kelime setlerinin belirlenmesinde şeffaflık, legal privilege için açık filtreleme mekanizmaları ve soruşturma dışı verilerin ayrıştırılmasına ilişkin prosedürler geliştirilmelidir. Böylece etkin uygulama ile savunma hakkı arasında daha dengeli bir yapı kurulabilir.

Rekabet hukukunun dijital çağdaki meşruiyeti yalnızca ihlallerin tespitiyle değil; bu tespitin hangi yöntemlerle ve hangi anayasal güvenceler çerçevesinde yapıldığıyla belirlenecektir. Yaşanan gelişmeler ve Kurul’ın etkin takip yaklaşımı ile sürecin dijital sahada yeniden inşaası önemli bir takip noktasıdır.

Ortak Av. Gülşah Güven, LL.M.

 

[1]https://www.rekabet.gov.tr/Karar?kararId=a11d6b34-767e-4055-9fc3-78bf84a2a437; https://www.rekabet.gov.tr/Karar?kararId=a88ca725-78b0-4565-81be-76389df52b64

[2] DANIŞTAY, 13. DAİRE, E. 2022/1993, K. 2022/2819, T. 22.06.202; DANIŞTAY, İDARE DAVA DAİRELERİ KURULU, E. 2008/1410, K. 2013/279, T. 31.01.2013

[3] https://one.oecd.org/document/DAF/COMP/GF(2018)7/en/pdf

[4] MICHALEK, M. (2015), Right to Defence in EU Competition Law: The Case of Inspections, University of Warsaw Faculty of Management Press, Varşova

[5] https://www.rekabet.gov.tr/Dosya/oyku-sariaslan-20220915164117464.pdf

[6] Avrupa Birliği Komisyonu1/2003 sayılı Tüzük 20(b)(c).

[7] https://www.rekabet.gov.tr/Karar?kararId=7276e920-23a5-4d66-9b0f-c5d9381d7c88

[8] https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:62005TJ0161

[9] https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:62018CJ0606_RES

[10] https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX:62013CA0583

[11] https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex:61979CJ0155

[12] https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex:62007CJ0550

[13] Başvuru no: 332/74 Foxley v Birleşik Krallık, para.43; Campell v. United Kingdom 13590/88, para. 46; Başvuru no: A220, S. v. Switzerland 28.11.1991

[14] Başvuru no: 38321/97Erdem v. Germany

[15] AKZO: https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=celex:62007CJ0550

[16] https://www.rekabet.gov.tr/Karar?kararId=bccc0964-45b9-4c34-b89b-0e7494e3f165

[17] https://www.rekabet.gov.tr/Karar?kararId=077e8e69-af12-4993-9b19-f6d646c9b43c

PaylaşTweetPaylaş
Önceki Gönderi

Dijital Bankacılık ve Kişisel Verilerin Güvenliği

İlgili Gönderiler

Rekabet Kurulunun Yerinde İnceleme Denetimlerinde Hukuka Aykırı Delillerin Değerlendirilmesi

Rekabet Kurulunun Yerinde İnceleme Denetimlerinde Hukuka Aykırı Delillerin Değerlendirilmesi

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (“4054 sayılı Kanun”)’un 15. maddesinde düzenlenen yerinde inceleme müessesesi; rekabetçi piyasanın tesisi, korunması ve...

Uyumlu Eylemlerde İspat Sorunsalı

A. GİRİŞ En basit ifade ile rekabet birbirine rakip olan en az iki teşebbüsün içinde bulunduğu çekişme, liderliği elde etme...

Dijital Dönüşümün Ticari Ekosistemi Etkilemesinin Rekabet Hukuku Alanında İncelenmesi

Dijital Dönüşümün Ticari Ekosistemi Etkilemesinin Rekabet Hukuku Alanında İncelenmesi

A. GİRİŞ Dijitalleşmeyle birlikte yapay zekâ gelişimlerinin algoritmik ticari ekosistemi doğrudan etkisi altına aldığı dönemde yapay zekâ kullanım etkilerinin rekabet...

İlaç Hammaddelerinde Kartel Yapılanması: Avrupa Komisyonu’nun Alchem Kararı

İlaç Hammaddelerinde Kartel Yapılanması: Avrupa Komisyonu’nun Alchem Kararı

Rekabet hukuku, piyasa dengesini koruyarak tüketicilere adil fiyatlandırma ve geniş ürün seçenekleri sunarken, şirketlerin eşit şartlarda faaliyet göstermesine de imkan...

Şirketlerin Fiyat Yapılandırmalarında Rekabet Hukuku Risk Uyum Süreçleri

I. Giriş Serbest piyasa ekonomisin herhangi bir parametreye bağımlı olmaksızın varlığı ve korunması ile piyasa aktörleri arasında haksız rekabetin önlenmesi...

Rekabet Hukuku Kapsamında Yeşil Aklama

Son yıllarda artan iklim krizi farkındalığı neticesinde ticari aktörler, sektör fark etmeksizin rakiplerinden daha duyarlı, daha yeşil, daha sürdürülebilir ve...

Son Makaleler

Rekabet Hukukunda Yerinde İnceleme Yetkisinin Dönüşümü ve Savunma Hakkının Anayasal Sınırları

Rekabet Hukukunda Yerinde İnceleme Yetkisinin Dönüşümü ve Savunma Hakkının Anayasal Sınırları

Dijital Bankacılık ve Kişisel Verilerin Güvenliği

Dijital Bankacılık ve Kişisel Verilerin Güvenliği

The Rights of Consumers Against Contractors

Müteahhitlerle Olan Hukuki Süreçlerde Tüketicilerin Hakları

ESG Kapsamında Yönetim Kurulu Üyelerinin Rolü ve Sorumlulukları

Dijitalleşmenin İş Dünyasında İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi

Dijitalleşmenin İş Dünyasında İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Bakımından Değerlendirilmesi

Rekabet Kurulunun Yerinde İnceleme Denetimlerinde Hukuka Aykırı Delillerin Değerlendirilmesi

Rekabet Kurulunun Yerinde İnceleme Denetimlerinde Hukuka Aykırı Delillerin Değerlendirilmesi

  • Anasayfa

© 2024 Şengün Partners

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Türkiye’de Yatırım Danışmanlığı
  • Makaleler
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Türkçe
    • English
    • Deutsch
    • Français
    • Türkçe
    • Español
    • Italiano

© 2024 Şengün Partners