Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin ve Yöneticilerin Hukuki Sorumluluğu

0

Anonim şirketlerde genel kurul haricinde bulunması zorunlu olan bir diğer organ olan ve şirketin yönetimi ile dışarıya karşı temsili görevlerine sahip olan yönetim kurulu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 359 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Genel olarak anonim şirketin yönetim kurulu en az bir üyeden oluşabilecek olup, üyelerin görev süresi 1 ila 3 yıl arasında belirlenebilir.

Bu çalışmamızda, genel hatları itibariyle anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin hukuki ve cezai sorumluluklarına değinilecektir.

HUKUKİ SORUMLULUK

6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu’nun aksine, yeni Türk Ticaret Kanunu’nda, yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumlulukları kuruluştan önceki ve kuruluştan sonraki sorumluluklar olarak iki ayrı kategoriye ayrılmamıştır. Yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu kapsamında yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluklarına 549 ila 552. maddelerinde yer verilmiştir. Bu maddelerde yer alan sorumluluk halleri sırasıyla; belgelerin ve beyanların kanuna aykırı olması, sermaye hakkında yanlış beyanlar ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi, değer biçilmesinde yolsuzluk, halktan para toplamak olarak düzenlenmiştir. Ayrıca, kanunun 553. maddesinde kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirdeki sorumluluklarına değinilmiş olup, bu takdirde bu kişilerin hem şirkete hem şirket pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan dolayı sorumlu olacakları hüküm altına alınmıştır.

a) Belgelerin ve Beyanların Kanuna Aykırı Olması (TTK madde 549);

Bu hüküm uyarınca; şirketin kuruluşu, sermayesinin artırılması ve azaltılması ile birleşme, bölünme, tür değiştirme ve menkul kıymet çıkarma gibi işlemlerle ilgili belgelerin, izahnamelerin, taahhütlerin, beyanların ve garantilerin yanlış, hileli, sahte, gerçeğe aykırı olmasından, gerçeğin saklanmış bulunmasından ve diğer kanuna aykırılıklardan doğan zararlardan, belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı hâlinde bunlara katılanlar sorumludur.

b) Sermaye Hakkında Yanlış Beyanlar ve Ödeme Yetersizliğinin Bilinmesi (TTK madde 550);

Anonim şirketin sermayesinin tamamıyla taahhüt olunmamış veya karşılığı kanun veya esas sözleşme hükümleri gereğince ödenmemişken, taahhüt edilmiş veya ödenmiş gibi gösterenler ile kusurlu olmaları şartıyla, şirket yetkilileri, bu payları üstlenmiş kabul edilirler ve payların karşılıkları ile zararı faiziyle birlikte müteselsilen öderler. Bunun yanı sıra, sermaye taahhüdünde bulunanların ödeme yeterliliğinin bulunmadığını bilen ve buna onay veren kişiler de söz konusu borcun ödenmemesinden doğan zarardan sorumlu olacaklardır.

c) Değer Biçilmesinde Yolsuzluk (TTK madde 551);

Hukuki sorumluluk hallerinden üçüncüsü ayın veya devralınacak işletmelerin değerlemesinde yapılacak olan yolsuzluk halidir. TK 551’de düzenlenen bu halin, ticari hayatta iki şekilde yanılgı yarattığını görmekteyiz. Bunlardan birincisi şirketin dışa karşı yanılgı yaratmasıdır. Ayın ve devralınacak işletmenin değerinin fazla gösterilmesi halinde şirketle işlem yapacak kişiler şirket sermayesi ile ilgili yanılacaklardır. İkinci olarak da şirketin içeri karşı yanılgıya yol açması durumu söz konusu olacaktır. Buna göre, fazla değer biçilen ayın veya işletme sahibi, şirkette haksız olarak fazla paya sahip olacaktır.

d)Halktan Para Toplamak (TTK madde 552)

Bu hüküm ile, Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydı ile, bir şirket kurmak veya şirketin sermayesini artırmak amacıyla yahut vaadiyle halka her türlü yoldan çağrıda bulunularak para toplanması yasaklanmıştır. Dolayısıyla, izinsiz bir şekilde halktan para toplanması halinde, bu hüküm uyarınca hukuki sorumlulukları doğacaktır.

Dört başlık altında sayılmış olan bu hukuki sorumluluk halleri haricinde, yukarıda da değinilen 553.madde uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal etmeleri halinde sorumlulukları gündeme gelecektir. Bu hususta, şirketi yönetme ve temsile görevli ve yetkili olan yönetim kurulunun, şirket yönetimini kısmen yahut tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü bir kişiye devretme hali değerlendirilmelidir. Belirtmek gerekir ki, Türk Ticaret Kanunu’nun 367.maddesinin 1.fıkrası uyarınca, yönetim kurulunun şirket esas sözleşmesine konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devredebilmesi mümkündür. Kanunun 367.maddesi ve 553.maddesi birlikte değerlendirildiğinde yönetim kurulunun yetkilerini devrettiği organ veya kişilerin seçiminde makul derece özen göstermesi gerekmektedir. bu kişilerin şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her türlü zarardan dolayı yönetim kurulunun müteselsilen sorumluluğu bulunmaktadır.

Burada, Türk Ticaret Kanunu’nun 371.maddesine değinmekte fayda vardır. Zira bu madde ile şirketi temsil yetkisine sahip olanların yetkilerinin kapsamı ve sınırları düzenlenmiştir. Bu maddeye göre;

  • Temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler. Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücû hakkı saklıdır.
  • Temsile yetkili olanların, üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğerki, üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin. Şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli delil değildir.
  • Temsil yetkisinin sınırlandırılması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez; ancak, temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülendiğine veya birlikte kullanılmasına ilişkin tescil ve ilan edilen sınırlamalar geçerlidir.
  • Temsile yetkili kişiler tarafından yapılan işlemin esas sözleşmeye veya genel kurul kararına aykırı olması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilerin o işlemden dolayı şirkete başvurmalarına engel değildir.
  • Temsile veya yönetime yetkili olanların, görevlerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden şirket sorumludur. Şirketin rücû hakkı saklıdır.

 

Nitekim Türk Ticaret Kanunu’nun 205.maddesine göre; bağlı şirket yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri ve sorumlu tutulabilecek ilgililer aşağıda belirtilen talimatlara uymaları nedeni ile şirkete ve pay sahiplerine karşı sorumlu tutulamazlar;

  • Eğer hakim bir şirket varsa, hakim şirketin yönetim kurulu, bağlı şirketlerin yönlendirilmesi ve yönetimine ilişkin, bağlı şirketin kaybına dahi neden olabilecek talimatlar verebilir.
  • Bu talimatların bağlı şirktin ödeme gücünü açıkça aşmaması, önemli varlıklarını kaybetmesine neden olmaması ve varlığını tehlikeye sokmaması gereklidir.

Netice olarak, hem yönetim kurulu üyeleri hem de yönetimle görevli 3.kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini gözetmekle yükümlüdürler. Aksi halde bu organ ve kişilerin hukuki sorumlulukları doğabilecek ve zararların tazmini talep edilebilecektir. Burada yine belirtilmesi gerekmektedir ki, sorumlu olanlardan tazminat talep hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Fakat bu fiil veya fiillerin ayrıca bir cezayı gerektiriyor olması ve Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunması halinde, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanacaktır. Son olarak, hukuki sorumluluğu doğan yönetim kurulu üyeleri aleyhinde açılacak bir davada yetkili mahkeme, şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesidir.

İlginizi çekebilir Yazarın diğer yazıları

Yorum Yap

Email adresiniz gizli kalacaktır.