Adalet için hak arama yollarında zorunluluk olmaz.
En iyi şekilde adaletin gerçekleşmesi “ÖZGÜR BİR SULH ANLAŞMASI “ile olur.
Sulh en iyi adalet biçimidir, adaletin gerçekleşme duygusudur.
Adaleti arayanlar zorunlu hukuk yolları ile karşılaşmamalıdırlar.
Zorunlu olarak mutlaka dava açacaksın, ya da zorunlu olarak tahkim yoluna başvuracaksın, zorunlu olarak arabuluculuk yoluna başvuracaksın, zorunlu olarak Avukatlık Kanunu 35/A prosedürü uygulayacaksın denmemelidir.
Gerçek ya da tüzel kişiler hak arama yollarından hangisine başvuracaklarını kendileri seçmeli, ya da tercihlerini kendileri oluşturmalıdırlar.
HAK ARAMADA ZORUNLU BİR KURUM OLMAZ. Olduğu takdirde o kurum yıpranır. Başka kurumların aranmasına neden olur.
Gerçek ya da tüzel kişilerin haklarını savunmak için kullanacakları yolları, yöntemleri geliştirmek, önerilerde bulunmak avukatların-hukukçuların görevidir.
Artık sözünü daha çok etmeliyiz. Uyuşmazlığı çözme yollarından birisi de dünyada gelişen “ULUSLARARASI TİCARET MAHKEMELERİ”dir.
Uluslararası Tahkim’e bir alternatif arayışından kaynaklanmaktadır. Tahkim sorunlarına karşı alternatif bir arayıştır. Avrupa’da Brexit sonrası Londra ‘ya karşı Almanya, Fransa ve Hollanda gibi bazı ülkelerde bu yeni kuruma yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Çin, Singapur, Katar gibi ülkelerde, Dubai, Abu Dabi gibi Emirlikler ve Astana gibi şehirlerde Uluslararası Ticaret ya da Finans Mahkemeleri kurulmuştur.
Bir yandan da Avrupa Ticaret Mahkemesi gündemdedir. Özellikle KOBİ’ler için faydalı olacağı düşünülen bir çalışmadır.
Elbette bu Mahkemelerin Uluslararası Tahkim’e göre icra edilebilirlik kabiliyetlerinin sınırlı oluşu ciddi bir dezavantajdır. Ancak bir alternatif olarak kalmaya ve gelişmeye devam edecekler.
Çünkü Hukuk Hizmetlerinden ciddi gelir elde edilmesi, uluslararası ticaret ve finans süreçlerinin gelişmesi ve mevcut kurumlara yönelik eleştirilerin varlığı da dikkate alındığında hukuk hizmetleri alanında yoğun bir rekabetin olması kaçınılmazdır.
Bu bağlamda ülkemiz içinde artık “TÜRKİYE ULUSLARASI TİCARET MAHKEMESİ”ni tartışma zamanı gelmiştir.
Elbette Devletlerarası bir anlaşma olmadan Uluslararası Mahkeme kurulması tam olarak mümkün değildir. Ancak sözü edilen bu Uluslararası Ticaret Mahkemeleri de klasik bir Mahkeme değildir.
Homojen olmasalar da kullanılan dil, usul, karar süresinin kısalığı, yabancı hakimlerin ya da avukatların, uzmanların görev yapması, temyiz olmaması gibi özellikleri ile çekim yaratmaktadır.
Sonuçta “Türkiye Uluslararası Ticaret Mahkemesi” uluslararası gelişmeler izlendiğinde dikkate alınması gereken bir öneridir.
Ayrıca ülkemizde de son derece kuvvetli olan tahkim ve arabuluculuk merkezlerine katkı sağlayacak ve Türkiye’ye yönelik farklı hukuk hizmetleri için çekim yaratacak, bu durumdan tüm kurumlar faydalanacaktır.
Nedim Korhan Şengün













