Kişisel Veri
Kişisel veri, bir bireyin kimliğini belirleyen, diğer bireylerden ayırt edilmesini sağlayan veya belirli bir bireyle ilişkilendirilebilen her türlü bilgiyi ifade eder. İsim, adres bilgisi, telefon numarası, e-posta adresi, sosyal medya profilleri, tıbbi kayıtlar ve hatta IP adresleri gibi bireyi tanımlayan tüm bilgiler, kişisel veri kapsamında ele alınır.
Kişisel veri, esasında insanlık tarihinin başından beri var olmasına karşın özellikle teknolojinin gelişmesiyle birlikte korunma gerekliliğini her geçen gün arttırarak gözler önüne sermektedir.
Kişisel veriler; bu gelişmelerin de etkisiyle, bireylerin gizliliğinin korunması ve ifşasının önüne geçilmesi amacıyla birtakım düzenlemelere tabi tutulmuştur. Bu düzenlemeler arasında en bilineni ise Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR)’dir. GDPR bir Avrupa Birliği (AB) yönetmeliği olup AB vatandaşlarının kişisel verilerinin korunmasını amaçlamaktadır. Türkiye’de kişisel verileri korumaya yönelik en önemli ve kapsamlı düzenleme ise 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK)’dur.
Unutulma Hakkı
Günümüz teknolojisi ile birlikte, bireyin kişisel verilerine, üçüncü kişiler tarafından erişimin (kısmen) kısıtlanmasının sağlanarak; onurlu yaşamının güvence altına alınması, kişinin toplumdan dışlanmasının engellenmesi ve geçmişinden bağımsız bir şekilde yeni bir sayfa açabilmesi neredeyse imkânsız bir hale gelmiştir. Nitekim dijital ortam, kişi hakkındaki en detaylı ve çok eski tarihli verileri bile tek tıkla gözler önüne serebilmektedir. Çoğu zaman, kişilik haklarının ihlaline yol açan bu durum, “Unutulma Hakkı” adı altında ve esasında yine yeni sayılabilecek bir kavram olan kişisel verilerin korunması hakkının özel bir görünümünün gündeme gelmesine sebebiyet vermiştir.
Unutulma Hakkı, GDPR m.17’de düzenleme bulmuştur:
“Veri sahibinin kendisi ile ilgili kişisel verilerin herhangi bir gecikmeye mahal verilmeksizin silinmesini kontrolörden talep etme hakkı bulunur.” Bu hak; kişisel verilerin toplanma veya işlenme amaçlarıyla ilişkili olarak artık gerekli olmaması, veri sahibinin işleme faaliyetinin dayandığı izni geri çekmesi ve işleme faaliyetiyle ilgili başka bir yasal gerekçe bulunmaması, veri sahibinin işleme faaliyetine itirazda bulunması ve işleme faaliyetine yönelik ağır basan meşru bir gerekçe bulunmaması ya da veri sahibinin işleme faaliyetine itirazda bulunması, kişisel verilerin yasa dışı biçimde işlenmiş olması, kontrolörün tabi olduğu Birlik veya üye devlet hukukundaki bir yasal yükümlülüğe uygunluk sağlanması amacı ile kişisel verilerin silinmesinin zorunlu olması, kişisel verilerin bilgi toplumu hizmetlerinin sağlanması ile ilgili toplanmış olması hallerinde kullanılabilir.”
Ülkemizde ise, KVKK m.7/1’de düzenlenmiştir:
“Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”
Unutulma hakkı, her ne kadar eski dönemlerde bir hak olarak görülmemişse de gelişmekte olan teknoloji ve dijital platformlarla birlikte önemi anlaşılmış olup, günümüzde pek çok uyuşmazlık ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Bunlardan biri olan Anayasa Mahkemesi’nin 2013/5653 Başvuru Numaralı ve 03.03.2016 tarihli N.B.B. Başvurusu Kararı’nda; başvurucu, bir gazetenin internet sitesinde yıllar önce yayımlanan uyuşturucu kullandığına dair haberlerin arşiv kaydının silinmesini talep ederek Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur. Söz konusu kararda, bazı ölçütler ele alınarak, ilgili haberin başvurucunun itibarını zedelediği ifade edilmiştir:
“Başvuru tarihi itibarıyla söz konusu haberin yaklaşık on dört yıl önceki bir olaya ilişkin olduğu ve böylelikle güncelliğini yitirdiği açıktır. Haberin içeriği açısından uyuşturucu kullanımı ile ilgili bir haberin tarihi, istatistiksel veya bilimsel amaçlarla İnternet ortamında kolaylıkla ulaşılabilirliğinin sağlanmasının zorunlu olduğu da söylenemez. Bu bağlamda kamu yararı bakımından siyasi veya medyatik bir kişiliğe sahip olmayan başvurucu hakkında İnternet ortamında yayınlanan haberlerin kolaylıkla ulaşılabilirliğinin başvurucunun itibarını zedelediği açıktır.”
Esasında Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu haberi ve başvurucunun unutulma hakkını ele alarak bir fayda/zarar analizi yapmış olup bunun neticesinde başvurucunun itibarının zedelendiğine karar vermiştir. Söz konusu karar, bu yönüyle yol gösterici niteliktedir.
Her ne kadar, kişisel verilerin korunması ve unutulma hakkı, henüz yeterli hukuki güvencelere haiz değilse de temelinde insan değer ve onurunu korumayı amaçlayan bu haklar, bireylerin özel hayatlarının korunması ve özel hayatlarını hukuk devletinin gerektirdiği güven ve adalet ortamı içerisinde sürdürebilmeleri için vazgeçilmez niteliktedir.













