Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerine Karşı Açılabilecek Sorumluluk Davaları

0

GİRİŞ

Anonim şirketler, yönetim kurulu tarafından temsil ve idare edilir. Bu bakımdan, yönetim kurulu anonim şirketin kanuni temsilcisi konumunda olduğundan, yönetim kurulunun iradesi şirketi bağlar. Bu bağlamda, 6102 Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 553. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları belirtilmiş olup, bu yazımızda yönetim kurulu üyelerine karşı açılabilecek sorumluluk davaları incelenecektir.

ANONİM ŞİRKET YÖNETİM KURULU ÜYESİNİN SORUMLULUK HALİ VE ŞARTLARI

TTK madde 359 uyarınca, seçilen veya atanmış olan bu yönetim kurulu üyelerinin “kanundan veya esas sözleşmeden” kaynaklanan anonim ortaklığı ve pay sahiplerini koruyan yükümlülükleri bulunmakta olup, yönetim kurulu üyelerinin bu yükümlülüklerinin ihlali sorumluluklarını doğurmaktadır.

Hukuki sorumluluğun şartları 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 49. maddesinde tanımlanmış olup, yine aynı kanunun 114/2. maddesinde bu hükmün sözleşmesel sorumluluk hallerinde uygulanabileceği belirtilmiştir. TBK’ya göre hukuki sorumluluğun doğması için dört şartın bulunması gerekmektedir. Bu şartlar; zarar, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağıdır. (1) Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen TTK’nın 553. maddesi ise, TBK’da hukuki sorumluluğu tanımlayan 49. madde prensibiyle düzenlenmiştir. Bu nedenle, yönetim kurulu üyelerine karşı hukuki sorumluluğun hükmedilebilmesi için zarar, kanuna aykırılık, kusur ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

Zarar, hukuki olarak kişinin iradesi dışında malvarlığında meydana gelen azalma olarak tanımlanmakla birlikte, bu konu açısından doğrudan ve dolaylı zararın açıklanması gerekmektedir. Zira, özellikle ortaklar ve alacaklıların zararlarının dolaylı veya doğrudan olması, taleplerle ilgili oldukça farklı sonuçlar doğurmaktadır. (2) Doğrudan zarar, şirketin, ortakların ve/veya alacaklıların malvarlığında meydana gelen azalma iken dolaylı zarar, meydana gelen zararın ortakların ve (iflas halinde) alacaklıların malvarlığına yansıması anlamına gelmektedir. Ancak, dolaylı zararın var olması halinde, şirket ortağı veya (iflas halinde) alacaklı şirketin zararının giderilmesi için dava açacak ve bu nedenle de şirket lehine tazminata hükmedilecektir. Bu durumda alacaklının açacağı tazminat davasında tazminatın miktarı, ortaklığın uğradığı tüm doğrudan zararı kapsayan miktar olacaktır. (3)

Eski TTK ile yeni TTK hükümleri uyarınca, kusur karinesinde farklılık bulunmaktadır. Eski TTK hükümleri uyarınca, kusur karinesi kabul edilmekte olup, kendisine dava açılmış olan yönetim kurulu üyesi, kusursuz olduğunu ispatlaması halinde sorumluluktan kurtulabilmekteydi.

Ancak, yeni TTK hükümleri uyarınca, kusurun objektifleştirilmesi sonucu, yönetim kurulu üyesi kendi işinde göstermesi gereken özeni gösterdiğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulamamaktadır. (4)

Yönetim kurulu üyelerine sorumluluk yüklenebilmesi için genel hükümler uyarınca, ispat yükü zarar gördüğünü iddia eden kişiye aittir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 15.04.2019 tarih, 2018/1173 E. ve 2019/2948 K. sayılı kararında, davacı tarafından açılan sorumluluk davasında ispat yükünün davacı tarafa ait olduğunu açıkça belirtilmiştir.

YÖNETİM KURULU ÜYELERİ ALEYHİNE AÇILACAK SORUMLULUK DAVASINDA AKTİF HUSUMET VE DAVA ŞARTI

  • ŞİRKETİN İFLASI DIŞINDA DAVA AÇABİLECEK KİMSELER

Şirketin iflası dışında ve iflası halinde dava açabilecek kimseler meydana gelen doğrudan zarar ve dolaylı zarara göre farklılık göstermektedir.

  1. ŞİRKETİN İFLASI DIŞINDA DOĞRUDAN ZARARA İSTİNADEN DAVA AÇABİLECEK KİMSELER

TTK madde 553 uyarınca, şirketin uğradığı doğrudan zararlara karşı, şirket, ortaklar ve alacaklılar dava açabilecek kişilerdir. Şirketin, yönetim kurul üyesine karşı açacağı davada önem arz eden konu, sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurul kararının dava şartı olup olmadığıdır. TTK’da şirketin açacağı sorumluluk davasında genel kurul kararı alınmasının dava şartı olduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, TTK’nın 479/3. maddesinden sorumluluk davasının açılması için genel kurul kararı alınabileceği anlamı çıkmaktadır.

Doğrudan zarara istinaden ortaklar ve alacaklılar, yönetim kurulu üyelerine karşı doğrudan uğradıkları zararların tazminini talep etmek amacıyla dava açabilmektedirler. Bu halde, dava sonucunda hükmedilen tazminat davacının kendisine ödenmektedir.

  1. ŞİRKETİN İFLASI DIŞINDA DOLAYLI ZARARA İSTİNADEN DAVA AÇABİLECEK KİMSELER

Şirket iflas etmemişse, TTK madde 555 uyarınca, dolaylı zarara istinaden açılacak davada dava açma yetkisi şirkete ve ortaklara tanınmıştır. Ancak, ortağın dolaylı zarardan dolayı yönetim kurulu üyesine karşı açacağı sorumluluk davasında ortak, tazminatın kendisine ödenmesini değil şirkete ödenmesini talep ederek dava açabilir. Bu nedenle, ortağın dava açıldığı anda ortak sıfatına haiz olması gerekir. (5)

  • ŞİRKETİN İFLASI HALİNDE DAVA AÇABİLECEK KİMSELER
  1. ŞİRKETİN İFLASI HALİNDE DOĞRUDAN ZARARA İSTİNADEN DAVA AÇABİLECEK KİMSELER

Şirketin iflas etmesi halinde, dava açma hakkı şirket adına iflas idaresine aittir. Ortaklar ve alacaklılar açısından ise, kural olarak şirketin iflasından bağımsız olarak doğrudan zarara uğrayan ortaklar ve alacaklılar yönetim kurulu üyesine karşı her zaman sorumluluk davası açabilir. Zira, TTK’da bunu engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, doktrinde şirketin iflas etmesi halinde doğrudan zarara istinaden ortakların ve alacaklıların dava açma hakkının, iflas idaresi tarafından şirket adına açılmış olan sorumluluk davasıyla rekabet edeceğinden sınırlandırılmış olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle, şirketin iflası halinde TTK madde 556 uyarınca, ortaklar ve alacaklılar dolaylı zarara istinaden sorumluluk davası açabileceklerdir.

  1. ŞİRKETİN İFLASI HALİNDE DOLAYLI ZARARA İSTİNADEN DAVA AÇABİLECEK KİMSELER

TTK madde 556’a göre, şirketin iflası halinde dolaylı zarara istinaden dava açma hakkı anonim şirkete, ortaklara ve alacaklılara tanınmıştır. Ancak, ortakların ve alacaklıların bu talep hakları, öncelikle iflas idaresi tarafından ileri sürülmelidir. TTK madde 556/2’ye göre, iflas idaresi ikinci alacaklılar toplantısında davanın açılmasını uygun görmezse, davayı ortak veya alacaklı açabilir. (6)

ZAMANAŞIMI

TTK madde 560; “Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır.”

hükmünü amirdir. Ancak, ilgili maddede belirtilen 2 yıllık sürenin başlangıcında dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Sorumluluk davası görevdeki üyeler veya tek üyeli yönetim kurulunun tek üyesine karşı açılacaksa; davacı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 426/3 uyarınca bir temsilci kayyumu atanmasını talep etmesi halinde, bu halde söz konusu iki yıllık süre atanan kayyumun göreve başladığı, zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren başlar.

GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

TTK madde 561’e göre; sorumlular aleyhine şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde dava açılabilir.

SONUÇ

TTK madde 553’te yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin “kanundan veya esas sözleşmeden” kaynaklanan anonim ortaklığı ve pay sahiplerini koruyan yükümlülükleri bulunmakta olup, yönetim kurulu üyelerinin bu yükümlülüklerinin ihlali sorumluluklarını doğurmaktadır. Yönetim kurulu üyesinin yükümlülüklerinin ihlali sebebiyle, mahkeme tarafından üyenin sorumluluğuna hükmedilebilmesi için zarar, hukuka aykırılık, illiyet bağı ve kusur koşullarının bulunması gerekmektedir. Sorumluluk davalarında zarar; doğrudan ve dolaylı zarar olarak ayrılmakta olup, aynı zamanda şirketin iflas etmiş veya etmemiş olması da zarar unsuruna ek olarak sorumluluk davasında dava ehliyeti olan kişileri tespit etmek açısından önem arz etmektedir. Yazımızda belirttiğimiz kanun hükümleri uyarınca, sorumluluğu bulunan yönetim kurulu üyelerine karşı şirket, ortaklar ve şirket alacaklıları zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl içinde şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde sorumluluk davası açabilmektedir.

 KAYNAKÇA

  • KARAHAN, SAMİ,Şirketler Hukuku, Mimoza Yayınları, Güncellenmiş İkinci Baskı, İstanbul, Aralık 2013, s. 795
  • BOZKURT, TAMER, Şirketler Hukuku ve Kooperatifler Hukuku, On İki Levha Yayıncılık,

Güncellenmiş 8. Baskı, İstanbul, Temmuz 2013, s. 358

  • GÜNEY, DOÇ. DR. NECLA AKDAĞ, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, Vedat Kitapçılık, İstanbul,2012, s.187, 188, 189, 190,191,192,193
  • Watter/Roth Pellanda, BSK-OR-II, Art 717, Anm. 5.
  • GÜNEY, DOÇ. DR. NECLA AKDAĞ, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, Vedat Kitapçılık, İstanbul,2012, s.226.
  • KARAHAN, SAMİ,Şirketler Hukuku, Mimoza Yayınları, Güncellenmiş İkinci Baskı, İstanbul, Aralık 2013, s. 803

İlginizi çekebilir Yazarın diğer yazıları

Yorum Yap

Email adresiniz gizli kalacaktır.