• Anasayfa
Şengün & Partners Hukuk Yayınları
  • English
  • Deutsch
  • Français
  • Español
  • Italiano
  • Türkiye’de Yatırım Danışmanlığı
    • Şirket Kuruluşu
    • Risk, Uyum ve Regülasyon
    • ESG
    • Bilişim Teknoloji Danışmanlığı
    • Dijital Dönüşüm
  • Makaleler
    • Nedim Korhan Şengün’den
    • Girişimcilik Merkezi
    • Küresel Yeşil Merkezi
    • Risk, Uyum ve Regülasyon Merkezi
    • Tahkim Sulh ve Arabuluculuk Merkezi
    • Sermaye Piyasası ve Finans İşlemleri Merkezi
    • Sigorta Merkezi
    • Entelektüel Varlık Yönetimi Merkezi
    • Kişisel Veriler Merkezi
    • Rekabet Hukuku Uygulamaları Merkezi
    • Yatırım Danışma Merkezi
    • Uluslararası Ticaret Hukuku Merkezi
  • Duyurular
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Türkiye’de Yatırım Danışmanlığı
    • Şirket Kuruluşu
    • Risk, Uyum ve Regülasyon
    • ESG
    • Bilişim Teknoloji Danışmanlığı
    • Dijital Dönüşüm
  • Makaleler
    • Nedim Korhan Şengün’den
    • Girişimcilik Merkezi
    • Küresel Yeşil Merkezi
    • Risk, Uyum ve Regülasyon Merkezi
    • Tahkim Sulh ve Arabuluculuk Merkezi
    • Sermaye Piyasası ve Finans İşlemleri Merkezi
    • Sigorta Merkezi
    • Entelektüel Varlık Yönetimi Merkezi
    • Kişisel Veriler Merkezi
    • Rekabet Hukuku Uygulamaları Merkezi
    • Yatırım Danışma Merkezi
    • Uluslararası Ticaret Hukuku Merkezi
  • Duyurular
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Şengün & Partners Hukuk Yayınları
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Makaleler

Geleceği Bugünden Devredebilir miyiz? Yapay Zekâ Çağında FSEK ve Sınırsız Hak Devirleri

30 Ekim 2026
içinde Makaleler
Okuma Süresi: 17 dk okuma
A A
Geleceği Bugünden Devredebilir miyiz? Yapay Zekâ Çağında FSEK ve Sınırsız Hak Devirleri

Vintage old fashioned projector in a dark room projecting a film, cinematography concept

Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Bir oyuncuya bugün ödenen tek seferlik bedel, henüz var olmayan teknolojilerle gelecekte yaratılacak bütün ekonomik değerlerin de karşılığı olabilir mi?

Geçtiğimiz günlerde karşılaştığımız bir yapay zekâ uygulaması, yapımcı sözleşmelerinde uzun zamandır kullanılan geniş kapsamlı hak devri hükümlerini yeniden değerlendirmemize neden oldu.

Günümüzde yapay zekâ teknolojileri sayesinde Türkçe çekilmiş bir yapım, oyuncuların yalnızca sözleri değil; konuşma ritimleri, esleri, vurguları, duygusal tonlamaları ve hatta dudak hareketleri de yeni dile uyarlanarak farklı dillere dönüştürülebilmektedir.

Üstelik bu dönüşüm yalnızca dublajla sınırlı değildir. Yatay çekilmiş görüntüler dikey formata dönüştürülebilmekte, sahneler yeniden kadrajlanabilmekte, görüntüde başlangıçta bulunmayan unsurlar yapay zekâ aracılığıyla oluşturulabilmekte ve mevcut performanslardan hareketle farklı platformlar ve pazarlar için yeni içerik versiyonları üretilebilmektedir.

Böylece bir yapım, geçmişte öngörülmesi güç yöntemlerle, çok daha düşük maliyetlerle ve çok daha geniş bir ticari ölçekte yeniden değerlendirilebilmektedir.

Peki, bu yeni ekonomik değerden kim yararlanmalıdır?

Yapımcı sözleşmelerindeki geniş kapsamlı hak devirleri

Uygulamada yapımcı sözleşmeleri hazırlanırken 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamındaki mali haklar ayrı ayrı sıralanmakta; işleme, çoğaltma, yayma ve umuma iletim gibi haklar oldukça geniş kapsamlı biçimde devredilmekte veya kullanım iznine konu edilmektedir.

Bu hükümlere çoğunlukla şu ifadeler eşlik etmektedir:

“Mevcut ve gelecekte geliştirilecek her türlü teknoloji, dijital ortam, mecra, platform ve yöntemle kullanım…”

Sözleşmeler, çoğu zaman dünya genelinde, koruma süresi boyunca ve herhangi bir ek bedel ödenmeksizin kullanım sağlayacak şekilde düzenlenmektedir.

Yapımcı açısından bu yaklaşımın ticari gerekçesi anlaşılabilir. Yapımın finansmanını üstlenen taraf, yatırım yaptığı içeriğin gelecekte ortaya çıkacak teknolojiler aracılığıyla da değerlendirilebilmesini güvence altına almak istemektedir.

Ancak sözleşmenin kurulduğu tarihte tarafların öngöremediği bir teknolojinin, yıllar sonra tamamen yeni bir ekonomik değer yaratması halinde, başlangıçta ödenen bedelin bütün bu kullanımları kapsaması gerektiğini söylemek ne kadar adildir?

Gelecekte geliştirilecek teknolojilerin sözleşmeye dahil edilmesi, hak sahibinin gelecekte ortaya çıkacak bütün ekonomik fırsatlardan peşinen vazgeçtiği anlamına mı gelmelidir?

Yapay zekâ yalnızca yeni bir teknolojik araç mıdır?

FSEK bakımından yapay zekâ kullanımı kendiliğinden yeni bir mali hak kategorisi yaratmamaktadır. Mevcut bir eserin yapay zekâ aracılığıyla çevrilmesi, dublajlanması veya farklı formatlara uyarlanması, somut olayın özelliklerine göre önceden devredilmiş mali haklar kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak oyuncunun sesinin klonlanması, yüz hareketlerinin değiştirilmesi, dijital kopyasının oluşturulması veya mevcut icrasından hareketle hiç gerçekleştirmediği yeni performansların üretilmesi, tartışmayı farklı bir hukuki boyuta taşımaktadır.

Yapay zekânın görsel içeriklerin yeniden değerlendirilmesinde yarattığı imkânlar da benzer hukuki soruları gündeme getirmektedir.

Örneğin, yatay formatta çekilmiş bir sinema veya televizyon yapımının dikey formata dönüştürülmesi, kimi zaman yalnızca teknik bir uyarlamadan ibaretken, yapay zekâ aracılığıyla kadrajın genişletilmesi, görüntüde bulunmayan unsurların üretilmesi, oyuncuların konumlarının değiştirilmesi veya sahnenin görsel kompozisyonunun yeniden oluşturulması sonucunu da doğurabilmektedir.

Bu noktada FSEK kapsamında işleme hakkının (m. 21) ve eserde değişiklik yapılmasını men etme hakkının (m. 16) sınırları gündeme gelmektedir. Ayrıca oyuncunun icrasının değiştirilmesi halinde icracı sanatçı haklarının (m. 80) da değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla mevcut bir yapımın farklı platformlara teknik olarak uyarlanması ile yapay zekâ aracılığıyla görsel ve sanatsal bütünlüğünün değiştirilmesi arasında hukuki bir ayrım yapılması gerektiği kanaatindeyiz.

Her yatay-dikey dönüşümün yeni bir işleme eser oluşturduğunu veya ayrıca ücret hakkı doğurduğunu ileri sürmüyoruz. Ancak bir eserin farklı bir ekran oranına uyarlanması ile yapay zekânın sahnenin içeriğini yeniden üretmesi aynı hukuki işlem değildir.

Daha da önemlisi, bir yapımın belirli bir dublaj veya görsel uyarlama işlemi için yapay zekâ sisteminde işlenmesi ile aynı yapımın yapay zekâ modelini eğitmek amacıyla kullanılması birbirinden ayrılmalıdır.

Günümüzde ticarileştirilen birçok temel yapay zekâ modeli, metin ve veri madenciliği (text and data mining) yoluyla elde edilen, aralarında telif hakkıyla korunan eserlerin de bulunduğu büyük veri kümeleriyle eğitilmektedir.

Bu faaliyetlerin bir bölümünün hak sahiplerinden izin alınmadan veya kendilerine herhangi bir bedel ödenmeden gerçekleştirilmiş olması, uluslararası alanda önemli hukuki uyuşmazlıkları beraberinde getirmiştir.

Bazı yapay zekâ şirketlerinin medya içeriklerine erişim sağlamak veya geçmişteki kullanımlarını lisans kapsamında düzenlemek amacıyla içerik sahipleriyle anlaşmalar müzakere etmesi ise ayrı bir sorunu gündeme getirmektedir.

Bir yapımcının eser üzerindeki mali hakları yapay zekâ şirketine lisanslaması, aynı yapımda yer alan oyuncuların icracı sanatçı haklarını da bu şirkete kullandırabileceği anlamına gelir mi?

Kanaatimizce bu sorunun cevabı, yapımcının sahip olduğu hakların kapsamı ile icracı sanatçıların bağımsız haklarının birbirinden ayrılmasını gerektirmektedir.

WIPO Pekin Antlaşması: Teknik uyarlama ile icranın değiştirilmesi arasındaki sınır

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (World Intellectual Property Organization – WIPO), fikrî mülkiyet alanında faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler uzmanlık kuruluşudur. WIPO bünyesinde 2012 yılında kabul edilen ve 2020 yılında yürürlüğe giren Görsel-İşitsel İcralara İlişkin Pekin Antlaşması, oyuncuların ve diğer icracı sanatçıların sinema, televizyon ve benzeri yapımlardaki icralarının korunmasını amaçlamaktadır. Antlaşma’nın 5. maddesi, icracının mali haklarından bağımsız olarak, icrası üzerinde belirli manevi haklarını korur.

Bu maddenin mutabakat açıklaması özellikle önemlidir: İzin verilmiş kullanım kapsamında yapılan olağan kurgu, sıkıştırma, dublaj ve format değişiklikleri tek başına icracının itibarını zedeleyen bir müdahale sayılmaz. Dolayısıyla yatay bir görüntünün dikey formata teknik uyarlanması ile yapay zekâ aracılığıyla oyuncunun yüzünün, hareketlerinin veya hiç gerçekleştirmediği bir performansın yeniden üretilmesi aynı hukuki işlem değildir. İkinci durumda müdahalenin kapsamı, icracının hakları ve kişilik hakları ayrıca değerlendirilmelidir. Antlaşma’nın 12. maddesi ise belirli icracı haklarının yapımcıya geçmesi ile icracıya telif geliri veya adil ücret sağlanabilmesini birbirinden ayırır. Böylece hak devri ve gelir paylaşımı birbirini zorunlu olarak dışlayan mekanizmalar değildir. Antlaşma’nın Türkiye bakımından bağlayıcılığı ayrıca değerlendirilmekle birlikte, bu yaklaşımı karşılaştırmalı hukuk açısından önemli buluyoruz.

Birleşik Krallık: Equity’nin yaklaşımı

Birleşik Krallık’ta oyuncuları ve yaratıcı sektör çalışanlarını temsil eden Equity, 1930 yılında kurulmuş bir sendika olup oyuncular, seslendirme sanatçıları, dansçılar ve diğer yaratıcı sektör çalışanlarının mesleki ve ekonomik haklarının korunması için faaliyet göstermektedir.

Equity, yapay zekâ eğitimi konusunda yayımladığı açık mektupta geçmişte hazırlanan yapım sözleşmelerinin, ticari yapay zekâ eğitimi ve dijital taklit gibi kullanım biçimlerini öngörmek amacıyla düzenlenmediğini vurgulamaktadır.

Sendikaya göre yaratıcı sektör çalışanlarının icraları üzerindeki haklarını genel ifadelerle devrettikleri veya belirli ticari kullanımlara izin verdikleri sözleşmeler, yapay zekâ eğitimi, ticari metin ve veri madenciliği veya dijital taklit faaliyetlerini açıkça kapsamıyorsa, bu faaliyetler için yeterli hukuki dayanak olarak yorumlanmamalıdır.

Equity ayrıca yapay zekâ şirketlerinin içerik sahipleriyle lisans anlaşmaları yapmasının, aynı içeriklerde yer alan icracı sanatçıların bağımsız haklarını ortadan kaldırmadığını savunmaktadır.

Bu tartışmanın yalnızca fikrî mülkiyet hukuku ile sınırlı olmadığını da görüyoruz. Oyuncuların seslerinin, yüzlerinin ve kimliklerini belirlemeye yarayan diğer özelliklerinin yapay zekâ sistemlerinde kullanılması, UK GDPR kapsamında kişisel verilerin korunmasına ilişkin yükümlülükleri de gündeme getirmektedir.

Equity’nin özellikle dikkat çektiği konulardan biri de “buyout” olarak adlandırılan tek seferlik ödeme modelidir.

Buyout, belirli çalışma ve kullanım hakları karşılığında sanatçıya tek seferlik ücret ödenmesi anlamına gelmektedir.

Bu modelin riski, geniş kapsamlı düzenlendiğinde sanatçının gelecekte ortaya çıkabilecek yeni kullanım biçimleri için ek ücret müzakere etme imkânını sınırlandırmasıdır.

Örneğin bir oyuncunun sesinden oluşturulan dijital modelin ileride bir devam yapımında veya tamamen farklı bir projede kullanılması halinde, başlangıçtaki sözleşmenin kapsamına bağlı olarak oyuncunun herhangi bir ek ücret alamaması söz konusu olabilir.

Equity’nin üyelerini ve temsilcilerini bu kadar geniş kapsamlı hak devri hükümleri karşısında dikkatli davranmaya çağırması, gelecekteki teknolojik kullanımların ekonomik sonuçları bakımından önemlidir.

ABD: SAG-AFTRA’nın somut ücretlendirme yaklaşımı

ABD’de sinema, televizyon, reklam ve diğer medya alanlarında çalışan oyuncuları ve sanatçıları temsil eden SAG-AFTRA (Screen Actors Guild – American Federation of Television and Radio Artists), yapay zekâ ile oluşturulan dijital performanslar bakımından dikkat çekici bir sözleşmesel model geliştirmiştir.

18 Ağustos 2025 tarihli Reklam Sözleşmeleri Sıkça Sorulan Sorular belgesinde, yapay zekâ aracılığıyla oluşturulan dijital kopyaların kullanımı için belirli izin ve ücretlendirme mekanizmaları açıklanmaktadır.

  1. Oyuncunun sesinin yapay zekâyla başka bir dile dönüştürülmesi

Oyuncunun ses özelliklerinin yapay zekâ tarafından öğrenilerek, yeniden kayıt yapılmaksızın başka bir dilde kendi sesiyle konuşuyormuş gibi gösterilmesi halinde, gerekli bildirim ve izin koşulları sağlanmak kaydıyla, dijital kopyayla oluşturulan icrayı içeren her reklam için asgari seans ücretinin 1,5 katı ile ilgili kullanım ve bekletme ücretleri öngörülmektedir.

  1. LipDub teknolojisiyle dudak hareketlerinin değiştirilmesi

Oyuncunun yeni bir ses kaydı oluşturması ve ardından ağız hareketlerinin bu kayda uygun biçimde değiştirilmesi halinde, seslendirme hizmeti ile dijital kopya kullanılarak oluşturulan kamera önü performansı ayrı ücretlendirme konusu olabilmektedir.

Bu kapsamda yeni dijital kamera önü icrasını içeren reklam için yine asgari seans ücretinin 1,5 katı ve ilgili kullanım bedelleri gündeme gelmektedir.

  1. Mevcut görüntülerden sonradan dijital kopya oluşturulması

Yapım sırasında öngörülmeyen bir dijital kopyanın sonradan oluşturulması halinde, oyuncunun önceden bilgilendirilmesi ve izninin alınması için belirli usuller öngörülmektedir.

Genel olarak en az 48 saat önce, daha kısa süreli planlamalarda ise en az 24 saat önce bildirimde bulunmak ve izin almak için ticari açıdan makul çaba gösterilmesi gerekmektedir.

Ayrıca oluşturulması planlanan dijital performansın makul ölçüde somut biçimde açıklanması ve kullanım öncesinde gerekli iznin alınması esastır.

  1. Dijital kopyanın yeni performanslarda kullanılması

Oyuncunun dijital kopyasının daha sonra yeni bir reklamda performans oluşturmak amacıyla kullanılması, oyuncu fiilen yeniden kamera karşısına geçmese bile ayrıca ücretlendirme konusu olmaktadır.

Bu kullanım için asgari seans ücretinin 1,5 katı ile ilgili kullanım ve bekletme ücretleri öngörülmektedir.

  1. Dijital kopyanın saklanması

Dijital kopyanın kullanım süresi sona erdikten sonra gelecekteki olası kullanımlar için saklanması da ayrıca düzenlenmektedir.

Saklamaya devam edilebilmesi için gerekli anlaşmanın yapılması ve izinlerin en fazla 24 aylık dönemler için verilmesi öngörülmektedir. Bu izinlerin süresiz biçimde geçerli olması kabul edilmemektedir.

Burada özellikle önemli bulduğumuz husus, dijital kopyanın oluşturulması, saklanması ve yeni bir performans üretmek amacıyla kullanılması arasında ayrım yapılmasıdır.

SAG-AFTRA’nın yaklaşımında yapay zekâ içeren her teknik kurgu işlemi yeni bir dijital performans olarak değerlendirilmemektedir. Geleneksel görüntü düzenleme işlemleri ile oyuncunun dijital kopyası kullanılarak yeni bir icra oluşturulması farklı hukuki ve ekonomik sonuçlara bağlanmaktadır.

Bu modelin, her teknolojik değişiklik için otomatik ek ücret yerine, yeni performansın ve yeni ekonomik kullanımın niteliğine göre ayrı izin ve ücretlendirme yaklaşımını ortaya koyduğunu görüyoruz.

Burada belirtilen ücretler, ilgili SAG-AFTRA reklam sözleşmeleri kapsamında geçerli sözleşmesel düzenlemelerdir; bütün ABD yapımlarına veya Türk hukukuna uygulanan genel bir ücret tarifesi değildir.

Kaliforniya: Genel sözleşme hükümlerine getirilen yasal sınır

Kaliforniya’da 1 Ocak 2025 tarihinde yürürlüğe giren AB 2602 düzenlemesiyle, California Labor Code § 927 kapsamında dijital kopyalara ilişkin belirli sözleşme hükümlerinin uygulanabilirliği sınırlandırılmıştır.

Düzenleme, kişinin sesinin veya görüntüsünün dijital kopyasının, normalde kendisinin gerçekleştireceği bir performansın yerine kullanılmasına ilişkin sözleşmeler bakımından önem taşımaktadır.

Özellikle dijital kopyanın amaçlanan kullanımlarının yeterince somut biçimde açıklanmadığı ve kanunda öngörülen hukuki temsil güvencelerinin bulunmadığı durumlarda, diğer yasal şartların da gerçekleşmesi halinde ilgili sözleşme hükmünün uygulanamaması söz konusu olabilmektedir.

Bu düzenleme, geniş kapsamlı bütün hak devirlerini geçersiz kılmamaktadır.

Ancak gelecekte geliştirilecek teknolojilere ilişkin genel sözleşme ifadelerinin, her koşulda sınırsız bir yetkilendirme olarak kabul edilemeyeceğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.

Avrupa Birliği: Hak devredildikten sonra ek ücret talep edilebilir mi?

2019/790 sayılı Dijital Tek Pazar Telif Direktifi’nin 18. maddesi, eser sahipleri ve icracı sanatçılar bakımından uygun ve orantılı ücretlendirme ilkesini; 19. maddesi ise kullanım ve gelirler hakkında düzenli bilgi verilmesini öngörmektedir. 20. madde, başlangıçta kararlaştırılan bedelin sonradan elde edilen ilgili gelirlerle karşılaştırıldığında orantısız derecede düşük kalması hâlinde, belirli şartlarla ek ve adil ücret talep edilmesine yönelik sözleşme uyarlama mekanizması düzenlemektedir.

Bu hükümler yapay zekâ ile gerçekleştirilen her yeni kullanımda otomatik ek ücret doğurmaz ve Türkiye’de doğrudan uygulanmaz. Bununla birlikte, gelecekte öngörülemeyen teknolojilerin ciddi yeni gelirler yaratması hâlinde, başlangıçtaki tek seferlik bedelin değişmez kabul edilmemesi gerektiğine ilişkin karşılaştırmalı hukuk argümanımızı güçlendirmektedir.

Ayrıca Direktif’in 4. maddesi, metin ve veri madenciliği bakımından belirli koşullarda istisna tanırken hak sahiplerinin haklarını uygun şekilde saklı tutmasına imkân vermektedir. AB Yapay Zekâ Tüzüğü’nün (AI Act) 53. maddesi de genel amaçlı yapay zekâ modeli sağlayıcılarına, telif hukukuna uyum politikası oluşturma ve ilgili hak saklı tutma beyanlarını dikkate alma yükümlülükleri getirmektedir. Böylece AI eğitimi için izin meselesi yalnızca sözleşme metniyle değil, teknik olarak ifade edilen hak saklı tutma mekanizmalarıyla da ilişkilidir.

AI Act’in 50. maddesinde yapay zekâyla üretilen veya değiştirilen deepfake niteliğindeki içeriklere ilişkin şeffaflık yükümlülükleri ayrıca düzenlenmektedir. Bu yükümlülükler, oyuncunun izni ve ücretlendirilmesinden farklı bir hukuki katman oluşturur; sanatsal ve kurgusal eserler için öngörülen özel açıklama yaklaşımı da dikkate alınmalıdır.

ABD Telif Hakkı Ofisi’nin 2024 tarihli Digital Replicas raporunda ise ses ve görüntünün izinsiz dijital taklidine karşı federal koruma önerilmiş; önerilen hakkın devredilemez, ancak lisanslanabilir olması savunulmuştur. Bunun yürürlükteki bir federal kanun değil, yasama önerisi olduğunu özellikle belirtmek gerekir.

Bizim Görüşümüz

Kanaatimizce yapımcı sözleşmelerinde gelecekte geliştirilecek teknolojilerin kullanılmasına izin verilmesi ile gelecekte ortaya çıkacak bütün ekonomik değerlerin peşinen devredilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Bir yapımcının yatırımını koruması, eseri farklı pazarlarda değerlendirmesi ve teknolojik gelişmelerden yararlanması meşru bir ticari beklentidir. Ancak bu beklentinin, eser sahiplerinin ve icracı sanatçıların gelecekte henüz öngöremedikleri bütün kullanım biçimlerinden doğacak ekonomik menfaatlerinden peşinen vazgeçtikleri şeklinde yorumlanmasını doğru bulmuyoruz.

Sözleşme serbestisinin, başlangıçta ödenen tek bir bedel karşılığında hak sahibinin gelecekte yaratılacak bütün ekonomik değerler üzerindeki söz hakkını ortadan kaldıran sınırsız bir yetkilendirme mekanizmasına dönüşmemesi gerektiği kanaatindeyiz.

Özellikle mevcut bir eserin teknik olarak uyarlanması ile oyuncunun sesinin, görüntüsünün veya icrasının bağımsız ve yeniden kullanılabilir bir dijital varlığa dönüştürülmesi arasında hukuki ve ekonomik bakımdan önemli bir fark bulunmaktadır.

Benzer şekilde, yatay çekilmiş bir görüntünün dikey formata teknik olarak uyarlanması ile yapay zekâ aracılığıyla kadrajın genişletilmesi, yeni görsel unsurların oluşturulması veya sahnenin sanatsal kompozisyonunun değiştirilmesi aynı kapsamda değerlendirilmemelidir.

İlk durumda mevcut kullanım yetkileri yeterli olabilecekken, ikinci durumda eserin işlenmesi, eser sahibinin manevi hakları ve somut müdahalenin niteliğine göre icracı sanatçı hakları bakımından ayrıca değerlendirme yapılması gerekebilir.

Bu ayrım, yapay zekâ kullanılarak gerçekleştirilen her teknik işlemin otomatik olarak yeni bir izin veya ücret gerektirdiği anlamına gelmemektedir. Ancak eserin veya icranın niteliğini değiştiren, başlangıçtaki kullanım amacından esaslı biçimde ayrılan ve bağımsız ekonomik değer yaratan müdahaleler bakımından mevcut sözleşmelerin kapsamının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

FSEK m. 52 uyarınca mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarruflarda hakların ayrı ayrı gösterilmesi zorunluluğu önemli bir hukuki güvence olmakla birlikte, gelecekte ortaya çıkacak teknolojilere ilişkin geniş kapsamlı sözleşme hükümlerinin sınırlarını tek başına belirlememektedir.

Bu nedenle FSEK m. 80 kapsamında icracı sanatçıların haklarının, eser sahiplerinin manevi haklarının, kişilik haklarının ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bunun yanında, geçmişte imzalanmış geniş kapsamlı hak devri sözleşmelerinin tamamının geçersiz olduğunu ileri sürmüyoruz. Ancak bu sözleşmelerin, tarafların başlangıçta öngörmediği ticari yapay zekâ eğitimi, dijital taklit veya bağımsız sentetik performans üretimi gibi faaliyetleri kendiliğinden kapsadığının kabul edilmesine de katılmıyoruz.

Bu çerçevede, hak devrinin kapsamı ile gelir paylaşımını birbirinden ayıran, kullanıma ilişkin gelir raporlamasını düzenleyen ve başlangıçta öngörülmeyen esaslı ekonomik kullanımlar için yeniden müzakere imkânı sağlayan sözleşme hükümlerinin geliştirilmesini öneriyoruz. Yapımcının eseri değerlendirme yetkisi korunurken icracının dijital kimliğine yönelik kullanım, eser üzerindeki mali haklar ve sonradan doğan ekonomik değer ayrı ayrı ele alınmalıdır.

Türk hukuku bakımından ayrıca sinema eserinin eser sahipleri ile oyuncunun icracı sanatçı sıfatının birbirinden ayrılması gerekmektedir. FSEK m. 8’deki sinema eseri sahipliği ile m. 80’deki bağlantılı hak rejimi aynı değildir; yapımcıya verilen yetkinin kapsamı her bir hak kategorisi için ayrıca incelenmelidir.

Türk hukukunda geçmiş sözleşmeler ve yeni haklar

Türk hukukunda geçmişte kurulan yapım sözleşmelerinin sonradan tanınan hakları kapsayıp kapsamadığı da uzun soluklu uyuşmazlıklara konu olmuştur. Yeşilçam döneminde çekilen filmlerin sinema gösterimi dışındaki kullanımlarından doğan taleplere ilişkin bir davada, 1995 öncesi sözleşmelerin daha sonra FSEK kapsamında tanınan icracı sanatçı haklarını yapımcıya devretmiş sayılıp sayılamayacağı tartışılmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne taşınan bu uyuşmazlıkta, FSEK m. 51, 52 ve 80 hükümleri önem kazanmıştır. Özellikle FSEK m. 51, ileride çıkarılacak mevzuatın tanıyacağı veya genişleteceği mali hakların önceden devredilmesine ilişkin işlemlere sınır getirmektedir. Bu hüküm, gelecekte geliştirilecek her teknolojiyi doğrudan yasaklayan bir düzenleme değildir; yeni kanuni haklarla mevcut hakların yeni teknik yöntemlerle kullanılması arasında ayrım yapılmalıdır.

Somut davada televizyon yayınlarına ilişkin talep, davalıyla ilgili kullanım arasında bağlantı kurulamadığı gerekçesiyle reddedilmiş; CD ve DVD kullanımları yönünden ise dava kısmen kabul edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını uygun bulmuş ve uyuşmazlık kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı ilgili daireye göndermiştir. Bu nedenle kararı, bütün yeni mecralarda otomatik telif hakkı doğduğu şeklinde okumuyoruz.

Bununla birlikte davanın ortaya koyduğu temel soru bugün de geçerlidir: Bir sözleşmenin kurulduğu tarihte öngörülemeyen hukuki ve teknolojik gelişmeler, geçmişte verilmiş genel bir iznin kapsamına ne ölçüde dahil edilebilir? Geçmişte sinema eserlerinin farklı mecralarda kullanılması nedeniyle verilen hukuki mücadelenin bir benzeri, görünen o ki bu kez yapay zekâ tarafından üretilen dijital performanslar ve bunlardan doğan ekonomik değerler üzerinden verilecek.

Kanaatimizce gelecekteki yapımcı sözleşmelerinde üç temel yaklaşım benimsenmelidir:

  • Belirli ve bilgilendirilmiş izin: Yapay zekâ kullanımlarının amacı, kapsamı, teknolojik yöntemi ve kullanım alanları mümkün olduğunca açık biçimde tanımlanmalıdır.
  • Yeni ekonomik kullanım için adil ücretlendirme: Başlangıçtaki kullanım amacından esaslı biçimde ayrılan ve bağımsız ekonomik değer yaratan kullanımlar için ek ücret veya gelir paylaşımı mekanizmaları öngörülmelidir.
  • Dijital kopyalar üzerinde süreli kontrol: Oyuncuların seslerinden, görüntülerinden ve icralarından oluşturulan dijital modellerin saklanması, yeniden kullanılması ve üçüncü kişilere aktarılması sınırsız ve belirsiz yetkilendirmelere bırakılmamalıdır.

Equity’nin yaklaşımı, SAG-AFTRA’nın somut ücretlendirme mekanizmaları ve Kaliforniya’daki yasal düzenleme, farklı hukuki araçlarla da olsa, bu tartışmanın artık yalnızca teorik olmadığını göstermektedir.

Bizce mesele yapay zekânın kullanılmasını sınırlandırmak değil, teknolojik gelişmelerin yarattığı ekonomik değerin hak sahipleri arasında daha adil biçimde paylaşılmasını sağlamaktır.

Bir oyuncunun bugün aldığı ücretin, gelecekte hiç gerçekleştirmediği performansların ve henüz var olmayan teknolojilerin yaratacağı bütün ekonomik değerin karşılığı olarak kabul edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

Çünkü teknolojinin geleceğini bugünden öngöremiyorsak, o geleceğin bütün ekonomik değerini bugünden ve tek bir bedelle devralmanın ne kadar adil olduğunu da sorgulamalıyız.

Ticari Hukuk İşleri ve Uyum Başkanı Av. Ceren Çakırer

 

Uluslararası Kaynaklar ve Referanslar

  1. Equity (Birleşik Krallık) – Open Letter to the Industry on AI Training

Geçmiş sözleşmelerdeki genel hak devri hükümleri, ticari yapay zekâ eğitimi, metin ve veri madenciliği, dijital taklit ve icracı sanatçı hakları konusunda sendikal görüş.

https://www.equity.org.uk/advice-and-support/know-your-rights/ai-toolkit/equity-s-open-letter-to-the-industry-on-ai-training

  1. Equity – AI Toolkit

Yapay zekâ eğitimi, dijital kopyalar, oyuncuların ses ve görüntü hakları ile sözleşmesel izinlere ilişkin rehberler.

https://www.equity.org.uk/advice-and-support/know-your-rights/ai-toolkit

 

  1. SAG-AFTRA – 2025 Commercials Contracts Joint FAQs

Yapay zekâ destekli dublaj, LipDub, dijital kopyaların oluşturulması, ücretlendirme ve saklama koşullarına ilişkin soru-cevap belgesi.

https://www.sagaftra.org/sites/default/files/sa_documents/2025%20Commercials%20Contracts%20Joint%20FAQs.pdf

  1. SAG-AFTRA – Artificial Intelligence Contract Bulletin (2025)

Dijital kopyaların oluşturulması, kullanımı, izin ve ücretlendirme mekanizmalarına ilişkin sözleşme açıklamaları.

https://www.sagaftra.org/sites/default/files/2025-07/Contract%20Bulletin%20-%20A.I.%20and%20Commercials.pdf

  1. California Assembly Bill 2602 – Labor Code § 927

Dijital kopyaların belirli kullanımlarına ilişkin sözleşme hükümlerinin uygulanabilirliğini düzenleyen kanuni hükümler.

https://law.justia.com/codes/california/code-lab/division-2/part-3/chapter-1/section-927/

  1. California Governor’s Office – AB 2602 ve Dijital Kopyaların Korunması

Kaliforniya’da sanatçıların dijital görüntü ve seslerinin korunmasına yönelik düzenlemelerin kabulüne ilişkin resmî açıklama.

https://www.gov.ca.gov/2024/09/17/governor-newsom-signs-bills-to-protect-digital-likeness-of-performers/

Not: Yukarıdaki uluslararası kaynaklar farklı hukuki niteliklere sahiptir. Equity’nin açıklamaları sendikal görüş, SAG-AFTRA’nın hükümleri ilgili toplu sözleşme uygulaması, California Labor Code § 927 ise bağlayıcı kanuni düzenleme niteliğindedir. Bu kaynaklar Türk hukukunda doğrudan uygulanabilir hükümler olarak değil, FSEK kapsamındaki tartışmaya karşılaştırmalı hukuk perspektifi sunan örnekler olarak değerlendirilmiştir.

  1. Avrupa Birliği – 2019/790 sayılı Dijital Tek Pazar Telif Direktifi (özellikle m. 4, 18, 19 ve 20): https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/HTML/?uri=CELEX:32019L0790
  2. WIPO – Görsel-İşitsel İcralara İlişkin Pekin Antlaşması (özellikle m. 5 mutabakat açıklaması ve m. 12): https://www.wipo.int/edocs/pubdocs/en/wipo_pub_228.pdf
  3. Avrupa Birliği – AI Act, m. 50 (şeffaflık): https://ai-act-service-desk.ec.europa.eu/en/ai-act/article-50
  4. Avrupa Birliği – AI Act, m. 53 (genel amaçlı AI modelleri): https://ai-act-service-desk.ec.europa.eu/en/ai-act/article-53
  5. U.S. Copyright Office – Copyright and Artificial Intelligence, Part 1: Digital Replicas (2024): https://www.copyright.gov/ai/Copyright-and-Artificial-Intelligence-Part-1-Digital-Replicas-Report.pdf
PaylaşTweetPaylaş
Önceki Gönderi

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın YeS-TR Düzenlemelerindeki Güncel Değişiklikler: Binalar ile Yerleşmeler için Yeşil Sertifika (YeS-TR) Süreçlerinde Yeni Dönem

İlgili Gönderiler

Offense of Construction Pollution

İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu

I. GİRİŞ İmar kirliliğine neden olma suçu ve bu suça bağlanan cezai müeyyideler, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) “İmar...

İlgili Kişinin, Veri Sorumlusuna Başvuru Hakkı ve Veri Sorumlusunun Yükümlülükleri

İlgili Kişinin, Veri Sorumlusuna Başvuru Hakkı ve Veri Sorumlusunun Yükümlülükleri

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) çerçevesinde, veri sorumlusu olan işverenlerin kişisel verilerin işlenmesi konusundaki sorumlulukları önemi giderek daha...

Yabancı Yatırımcıların Türkiye’de Şirket Kurma Prosedürü ve Sağlanan Güvenceler

Türkiye, son yıllarda yerli yatırımcılara olduğu kadar yabancı yatırımcılar için de oldukça cazip bir hale gelmiştir. Zira, ülkemizin stratejik konumu,...

Yapay Zekâ ve Kişisel Verilerin Korunması

Günümüzün hızla gelişen teknoloji çağında, yapay zekâ sistemleri hayatımızın birçok alanında etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Bu sistemler, veri analizi, otomatik...

Tahkim ve Mahkemelerin Müdahale Alanı

Tahkim ve Mahkemelerin Müdahale Alanı

Tahkim, Türk hukuk sisteminde özellikle ticari uyuşmazlıkların çözümünde sıkça başvurulan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Tahkim, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri...

Sigorta Hukukunda Abonman Sözleşmesi

1. ABONMAN SÖZLEŞMESİ TANIMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ Abonman sözleşmeleri sigortanın konu edindiği menfaatin ve rizikonun genel hatlarıyla belirlendiği sözleşmeler olup;...

Son Makaleler

Geleceği Bugünden Devredebilir miyiz? Yapay Zekâ Çağında FSEK ve Sınırsız Hak Devirleri

Geleceği Bugünden Devredebilir miyiz? Yapay Zekâ Çağında FSEK ve Sınırsız Hak Devirleri

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın YeS-TR Düzenlemelerindeki Güncel Değişiklikler: Binalar ile Yerleşmeler için Yeşil Sertifika (YeS-TR) Süreçlerinde Yeni Dönem

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın YeS-TR Düzenlemelerindeki Güncel Değişiklikler: Binalar ile Yerleşmeler için Yeşil Sertifika (YeS-TR) Süreçlerinde Yeni Dönem

Bilgilendirilmiş Rızanın Elektronik Ortamda Alınmasına İlişkin Yeni Düzenleme

Bilgilendirilmiş Rızanın Elektronik Ortamda Alınmasına İlişkin Yeni Düzenleme

Anayasa Mahkemesinin 18 Mayıs 2026 Tarihli ve 2023/33449 Başvuru Numaralı Kararı

Anayasa Mahkemesinin 18 Mayıs 2026 Tarihli ve 2023/33449 Başvuru Numaralı Kararı

Rekabet Kurumu’nun İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yaklaşımı ve Güncel Uygulamaları

Rekabet Kurumu’nun İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yaklaşımı ve Güncel Uygulamaları

14 Ekim 2026 Tarihli Resmî Gazete’de Yayımlanan Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği

14 Ekim 2026 Tarihli Resmî Gazete’de Yayımlanan Coğrafi Veri İzinleri Yönetmeliği

  • Anasayfa

© 2024 Şengün Partners

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Türkiye’de Yatırım Danışmanlığı
  • Makaleler
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Türkçe
    • English
    • Deutsch
    • Français
    • Türkçe
    • Español
    • Italiano

© 2024 Şengün Partners