Günümüzde küresel sermaye piyasaları, çeşitli düzenlemeler ile şekillenmektedir. Özellikle Avrupa Birliği (‘‘AB’’) ve Amerika Birleşik Devletleri (“ABD”), sermaye piyasalarının işleyişini belirleyen en önemli düzenleyici otoritelerden ikisi olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda, AB’nin MiFID II (Markets in Financial Instruments Directive II) ve ABD’nin SEC (Securities and Exchange Commission) regülasyonları ile Dodd-Frank Yasası, yabancı yatırımcıların menkul kıymet ticaretine doğrudan etki eden başlıca düzenlemeler arasındadır.
A. MiFID II
MiFID II, finans ve yatırım alanında yürürlüğe giren en önemli mevzuatlardan biridir. Avrupa Birliği tarafından 2018 yılında finansal piyasaları düzenlemek ve yatırımcılara yönelik korumaları artırmak amacıyla yürürlüğe konulan bu mevzuat, özellikle 2008 finansal krizinden sonra AB genelinde finansal uygulamaları standartlaştırmayı ve sektöre olan güveni yeniden tesis etmeyi amaçlamıştır.
MiFID II, finansal yatırım ve ticaretin neredeyse tüm yönlerini ve AB’de çalışan tüm finans profesyonellerini kapsamaktadır. Bankalar ve banka yöneticileri, tacirler, fonlar ve fon yöneticileri, borsalar ve borsa yetkilileri, brokerler, kurumsal ve perakende yatırımcılar bu düzenlemelere uymak zorundadır. Borsa dışı ticareti ve tezgah üstü işlemleri düzenleyerek yatırımcıyı resmi borsalara yönlendirmektedir.
MiFID II ile ticaret ve yatırıma getirilen önemli değişikliklerden bazılarına aşağıda değinilmektedir:
Düzenlenmiş ticaret
MiFID II’nin başlıca hedeflerinden biri, işlemleri tezgah üstü (over-the-counter – OTC) piyasalar ve karanlık havuzlardan (dark pools) çıkararak düzenlenmiş ve denetlenebilen işlem platformlarına taşımaktı. MiFID II, daha önce düzenlemeye tabi olmayan işlemleri kapsamak amacıyla organize işlem tesisi (organized trading facility – OTF) adlı yeni bir işlem platformu oluşturdu.
Şeffaflık
Düzenlenmiş piyasalar ve çok taraflı işlem tesisleri (Multilateral Trading Facility – MTF’ler), menkul kıymetlerin alış ve satış fiyatlarını sürekli olarak yayımlamak zorundadır. Bankalar ve aracı kurumlar araştırma ve işlem hizmetlerini tek bir pakette sunarak ücretlendirme yapamaz. Bu sayede, müşteriler her bir hizmetin maliyetini ayrı ayrı görebilir ve böylece hem daha bilinçli kararlar alabilir.
MiFID II, araştırma ve işlem ücretlerini ayırarak daha fazla şeffaflık sağlamaktadır. Yatırımcılar artık her hizmet için ne kadar ödeme yaptıklarını net bir şekilde görebilmekte ve hangi hizmetleri almak istediklerine daha bilinçli karar verebilmektedir.
Yatırımcı Koruması
MiFID II, yatırım firmalarına veya finansal danışmanlara üçüncü taraflar tarafından müşterilere dolaylı erişim sağlamak amacıyla yapılan teşvik ödemelerini sınırlandırmaktadır. Bu düzenlemenin amacı, bankalar ve yatırım hizmetleri tarafından sunulan tavsiye ve hizmetlerde çıkar çatışmalarını azaltmaktır. Artık bu hizmetlerin bilinmeyen üçüncü tarafların çıkarlarına değil, doğrudan müşterinin en iyi menfaatine sunulması gerekmektedir.
Raporlama Yükümlülükleri
Yatırım firmaları, gerçekleştirdikleri her işlemin ayrıntılarını içeren raporları, işlem gününü takip eden gün düzenleyici otoritelere sunmak zorundadır. Ayrıca, telefon görüşmeleri de dahil olmak üzere tüm iletişim kayıtlarını tutmaları gerekmektedir. Bu, düzenleyicilerin potansiyel piyasa suistimallerini daha iyi izlemesini sağlamaktadır. İşlem raporlaması sadece satış tarafındaki firmalar (örneğin aracı kurumlar) için değil, aynı zamanda işlemi başlatan karşı taraflar için de zorunludur.
Özet olarak MiFID II’nin temel politikaları; işlemler ve maliyetlerde şeffaflığı artırmak, OTC ve karanlık havuz işlemlerini azaltmak ve müşterileri, üçüncü taraflardan komisyon alan yatırım yöneticilerinin çıkar çatışmalarına karşı korumaktır.
B. Dodd-Frank Yasası
2008 küresel finansal krizinin ardından Temmuz 2010’da ABD’de yürürlüğe giren Dodd-Frank Wall Street Reform and Consumer Protection Act, finansal piyasalarda daha sıkı gözetim ve denetim mekanizmalarının oluşturulmasını amaçlayan kapsamlı bir düzenlemedir.
Yetersiz düzenleme algısı ve büyük bankalara olan yüksek bağımlılık nedeniyle, 2008 finansal krizinin yeniden ortaya çıkmasını önlemek, finansal istikrarı artırmak ve tüketicileri belirli finansal uygulamalardan korumak için daha sıkı kurallar getirmeyi amaçlamıştır.
Finansal İstikrar Gözetim Konseyi
Yasa, finans sektörünü etkileyen sorunları ele almak ve tüketicileri kötü niyetli finansal uygulamalardan korumak için Finansal İstikrar Gözetim Konseyi’ni (FSOC) kurdu. Konsey, Yasa’nın I. Başlığı altında Finansal Araştırma Ofisi ile birlikte oluşturulmuştur. İki kurum sistemik riski izlemek ve ekonominin durumunu araştırmak için yakın bir şekilde çalışmaktadır.
Finansal Araştırma Ofisi
Finansal Araştırma Ofisi (OFR), finansal hizmetler sektörünün faaliyetleri hakkında gerekli verileri sağlayarak FSOC ile birlikte çalışır. OFR, görevlerini yerine getirebilmek için sektördeki herhangi bir kurumdan veri alma yetkisine sahiptir. Ayrıca firmaların veri raporlama şeklini standartlaştırmak için kılavuzlar yayınlamaktadır.
Tüketici Finansal Koruma Bürosu
Dodd-Frank yasası, tüketicileri düzenlenmemiş büyük finansal kurumlardan korumak için Tüketici Finansal Koruma Bürosu’nu (CFPB) kurmuştur. CFPB, tüketicilere zarar vermesi muhtemel riskli iş uygulamalarını önlemekle görevlendirilmiştir. CFPB, kredi verenlerin bilgileri tüketicilere okunması ve kavramsallaştırılması kolay bir şekilde açıklamasını gerektirmektedir.
Volcker Kuralı
Kural, bankaların özel sermaye fonu veya hedge fonundaki toplam sahiplik paylarının %3’ünden fazlasına sahip olmasını, çok riskli oldukları düşünüldüğü için sınırlandırmaktadır. Böylece bankaların risk azaltmasını ve daha güvenli bir finansal sistem oluşturmasını sağlamaktadır.
Finansal Kuruluşlara Etkileri
Bankalara ve diğer finansal kuruluşlara, daha sıkı denetim ve raporlama gereksinimleri getirilmiş, sermaye yeterliliği, likidite ve risk yönetimi konularında daha katı standartlar uygulanmaya başlanmıştır. Büyük finansal kuruluşlar daha sıkı takibe alınmış ve yatırım stratejilerine kısıtlamalar getirilmiştir.
Tüketiciler Açısından
Tüketiciler, Tüketici Finansal Koruma Bürosu aracılığıyla finansal ürünler ve hizmetler konusunda daha iyi korunma şansına sahip olmuşlardır. Büro, tüketici haklarını savunmakta, haksız uygulamalara karşı mücadele etmekte ve finansal ürünlerin şeffaflığını artırmaktadır. Tüketiciler ayrıca kredi kartı ve diğer borçlanma ürünleri konusunda daha iyi bilgilendirilmeye başlamıştır.
Dodd-Frank Yasası hala yürürlüktedir ancak 2018’de Ekonomik Büyüme, Düzenleyici Yardım ve Tüketici Koruma Yasası’nın (“Economic Growth, Regulatory Relief, and Consumer Protection Act”) kabul edilmesiyle düzenleyici gücü azaltılmıştır.
Dodd-Frank Yasası, özellikle büyük kurumsal yatırımcılar ve hedge fonlar için ek düzenleyici maliyetler ve denetim yükümlülükleri getirmiştir. Bu durum, yabancı yatırımcıların ABD piyasalarına girişini zorlaştırabilmekte ve belirli finansal enstrümanlara erişimlerini kısıtlayabilmektedir.
Hem AB hem de ABD sermaye piyasalarına yönelik düzenlemeler, yabancı yatırımcıların menkul kıymet ticareti süreçlerini doğrudan etkilemektedir. MiFID II, AB piyasalarında daha fazla şeffaflık ve denetim sağlarken, yabancı yatırımcılar için raporlama yükümlülüklerini artırmaktadır. SEC regülasyonları, ABD’de faaliyet göstermek isteyen yatırımcılar için belirli kısıtlamalar ve yükümlülükler getirirken, Dodd-Frank Yasası, özellikle finansal kuruluşların riskli işlemlerini sınırlandırarak yabancı yatırımcıların yatırım kararlarını etkilemektedir.













