Konkordato Sürecinin Alacaklı ve Borçlu Bakımından İncelenmesi

0

31.07.2016 tarihli 29787 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 669 sayılı KHK’nin (“KHK”) “İflas Erteleme” başlıklı 4. maddesinde olağanüstü hal süresince iflas erteleme talebinde bulunulamayacağına yer verilmiştir. Çağımız ekonomi değişimleri, iflas erteleme kurumunun uygulama yanlışlıkları ve sonrasında KHK ile talep imkânının kaldırılması vb. nedenlerle karşımıza konkordato kurumu çıkmıştır. 15.03.2018 tarih ve 30361 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile konkordato hükümlerinde ciddi değişikliklere gidilmiştir. Aynı şekilde işbu kanunun tasarısının genel gerekçesi “…ülkemizde 2003 yılından bu yana uygulanan iflasın ertelenmesi kurumu, ihdas amacının gerçekleştirilmesi konusunda isteneni verememiştir. Bu sebeple 15 Temmuz 2016 tarihinde kabul edilen 6728 sayılı Kanunla iflasın ertelenmesi kurumunda değişiklik yapılmıştır. İflasın ertelenmesi sürecinde alacaklıların herhangi bir şekilde söz sahibi olmaması, sürecin borçlu ve mahkeme arasında yürütülmesi ve yaşanan yargılama sorunları birlikte değerlendirildiğinde bu kurumun tamamıyla yürürlükten kaldırılması ve bunun yerine alacaklıları ile borçlunun bir müzakere sonrasında anlaşmaları ve bu anlaşmanın mahkemece tasdiki esasına dayanan konkordato kurumunun daha etkin ve aktif bir şekilde kullanılması ticari ve sosyal hayat bakımından bir ihtiyaç olarak görülmüştür…”  şeklindedir.

Konkordato terimi Latince “concordare” kelimesinin İtalyancada “concordato” olarak türetilmesi sonrası İtalyancadan dilimize geçmiştir. TDK’deki karşılığı ise “anlaşmalı iflas” tır. İİK’de düzenlenen resmi(adli) konkordatonun adi konkordato, iflastan sonra konkordato ve malvarlığının terki suretiyle konkordato olmak üzere üç çeşidi bulunmaktaysa da uygulamada en çok kullanılan adi konkordatodur. Adi konkordato çeşitleri ise; vade konkordatosu, tenzilat konkordatosu ve karma konkordatodur. Vade Konkordatosunda; borçlunun alacaklılara olan borçlarından hiçbir indirime gidilmeden borcunun tamamını bir vade içerisinde veya taksitlere ayrılmış şekilde ödemesi planlanır. Tenzilat Konkordatosunda; borçlunun alacaklılara olan borçlarından yüzde olarak indirim yapılır ve borcun kararlaştırılmış kısmının ödenmesi sonrası borçlu borcun tamamından kurtulur. Madde tasarı gerekçesinde görüldüğü üzere her ne kadar mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek bir borçlunun tenzilat konkordatosu talep etmesi borçlunun kaynakları ile orantılı olmayacaksa da kanun maddelerinde böyle bir sınırlama getirilmemiştir. Hal böyle iken somut olayın özellikleri değişiklik göstereceği için, aktifleri pasiflerini ödeyebilecek halde olan borçlunun da tenzilat konkordatosu talep etmesi mümkün görünmektedir. Karma Konkordato ise vade ve tenzilat konkordatosunun birleşimidir. Borçlu borçlarını belli bir oranda ve belli bir vade içerisinde öder.

Konkordato talebinde bulunabilecek kişiler borçlu ve alacaklılardır. Borçlu olarak; öncelikle bilinmelidir ki yalnızca tüzel kişi olan şirketler değil tacir olmayan gerçek kişiler de konkordato talebinde bulunabilecektir. Lakin başvuru yapacak kişilerin vadesi gelen borçlarını ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan kişiler olması gerekmektedir. Yani konkordato kurumu iflas erteleme kurumundan çok daha geniş bir kitleye seslenmektedir. Vadesinde ödeyememe tehlikesine kendisine karşı açılan davada kişinin büyük miktarda tazminat ödemeye hükmedilmesi örnek gösterilebilir. Yalnızca borçlu değil alacaklılar da borçlu adına konkordato talebinde bulunabilecektir. Fakat alacaklının mahkemeye borçlu adına konkordatoya başvurması halinde mahkemece istenecek tebligat gideri, ilan giderleri, kurum ve kuruluşlarla yapılacak posta gideri, komiser ücreti, konkordato avansı gibi kalemlerin davacı alacaklı tarafından yatırılması gerekmektedir. Konkordato gider avansı tarifesine göre belirlenen gider avansı yatırılması dava şartı olup yatırılmaması durumunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 115’e göre dava usulden reddedilecek ve geçici mühlet kararı kaldırılacaktır.

Geçici mühlet için; öncelikle mahkeme konkordato talep eden tarafından sunulması gereken belgelere yönelik şekli bir inceleme yapacaktır. Mahkemece belgelerin eksiksiz olduğu tespit edildiğinde ise derhal geçici mühlet kararı verilecektir.

Geçici mühlet kararının verilmesiyle birlikte mahkemece borçlunun malvarlığının korunmasına yönelik tedbirler alınacaktır. Bu muhafaza tedbirleri İİK madde 297’nin 2. fıkrasındaki haller ile sınırlı tutulmamıştır. Hâkim gerekli gördüğü başkaca önlemleri de alabilecektir. Örneğin; borçlu aleyhine başlatılmış veya başlatılacak takipler mahkemece durdurulabilecektir. Geçici mühlet dönemi içerisinde icra takibi başlatılabilecek iken başlatılsa dahi yürütülemeyecek yani ödeme emri gönderilemeyecektir.

Geçici mühlet kararı mahkemece üç ay olarak verilir. Ek olarak geçici mühlet süresi içerisinde iki aylık bir uzatma yapılabilir. İki aylık uzatma borçlunun veya atanan geçici konkordato komiserinin talebi ile yapılacaktır. Ancak borçlunun uzatma talebine ek olarak geçici konkordato komiserinin de görüşü alınır. Hal böyle iken geçici mühlet süresi toplam en fazla beş ay olabilecektir.

Alacaklılar; geçici mühlet kararının ilanından itibaren yedi gün içerisinde mahkemeye sunacakları dilekçe ile konkordato talebinin reddini isteyebilirler. Dilekçeyle birlikte konkordato talebinde bulunulmasına yer olmadığını kanıtlayacak delillerin yer alması gerekmektedir.

Nasıl geçici mühlet kararının iki ay süre ile uzatılması gerektiğinde uzatım kararının geçici mühlet içerisinde alınması gerekmekteyse; aynı şekilde kesin mühlet kararının da geçici mühlet süresi içerisinde alınması gerekmektedir.

Kesin mühlet kararı; borçlunun ve eğer konkordato talep eden alacaklı ise alacaklının da bulunduğu duruşmada verilecektir. Bu duruşma öncesi geçici komiser tarafından geçici rapor sunulacak, mahkeme tarafından gerekli görülürse geçici komiser de duruşmada bulunacaktır. Bu duruşmada itiraz eden alacaklıların itiraz dilekçeleri de incelenir. Duruşma sonrası konkordatonun başarıya ulaşılacağına kanaat getirilirse mahkemece borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir. Geçici konkordato komiserinin değişmesi zaruri olmadıkça kesin mühlet süresince komiser olarak aynı komiser görevine devam eder.

Geçici mühlet gibi kesin mühlet süresinde de mahkemece ve yine aynı şekilde konkordato komiserinin talebi ile veya yalnızca borçlu talebi varsa ek olarak konkordato komiserinin de görüşü alınarak altı aya kadar uzatma yapılabilir. Konkordato komiseri talebine ek gerekçeli rapor sunacaktır. Alacaklılar kurulu bulunmakta ise kesin mühlet hakkında uzatma kararı verilmeden önce alacaklılar kurulunun da görüşü alınır. Kesin mühlet uzatım kararı da kesin mühlet süresi içerisinde verilecektir.

Konkordato tasdiki aşamasına henüz gelmeden, kesin mühlet aşamasında borçlunun mali durumunun düzelmesi halinde mahkemece kesin mühlet kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilir. Bu mühletin kaldırılması için de borçlunun ve alacaklılar kurulunun bulunduğu bir duruşma yapılır. Konkordato talep eden alacaklı ise alacaklı da bulunur.

Mühlet süresi içerisinde alacaklılar tarafından borçlu aleyhine hiçbir takip yapılamayacak ve önceden başlamış takipler de duracaktır. Daha önce de bahsedildiği üzere takip açılabilse dahi borçluya ödeme emri gönderilemeyecektir. Ancak alacaklının hak kaybına yol açmaması nedeniyle takip ile kesilecek zamanaşımı ve hak düşürücü müddetler işlemeyecektir. Borçluya karşı ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararları uygulanmayacaktır. Tüm bu önlemlerin nedeni borçluya nefes aldırarak konkordato süresince borçlunun işlerini yoluna koymasıdır. Bu sayede projede kararlaştırılan şekilde alacaklılara ödeme yapılacaktır. Fakat imtiyazlı alacaklılar tarafından mühlet süresince takip yapılabilecek ve mühlet öncesinde başlatılmış takiplere de devam edilebilecektir. Ayrıca aksi projede kararlaştırılmamışsa rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa mühlet tarihinden itibaren faiz işlemeyecektir. Konkordato mühletince daha önceden konulmuş hacizler düşmeyecektir. Rehinli alacaklılar da mühlet sırasında rehinle temin edilen alacak miktarı ile sınırlı olarak rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatabilecek ve başlamış olan takiplerine devam edebilecektir. Fakat bu takip nedeniyle rehinli mal satılamayacak ve muhafaza tedbirleri alınamayacaktır.

Konkordato projesinin kabulü veya reddi kararının mutlaka kesin mühlet içerisinde verilmesi gerekmektedir. Kesin mühlet süresi içerisinde bu kararın verilemeyeceği anlaşılırsa en fazla altı ay mühletin devamına karar verilebilir. Konkordato projesinin kabulü kararı duruşmada verilir.

Herhangi bir alacaklı konkordatoya kabul oyu vermese de eğer konkordato tasdik edilirse o alacaklı da söz konusu alacağının konkordatoda öngörülen kısmından vazgeçmiş olacaktır.

Konkordatonun tasdiki veya reddi kararının ikisine karşı da kanun yolu açık bulunmaktadır. İstinaf yoluna başvuru için süre konkordato talep edene karar tebliğinden, itiraz eden alacaklılar ise tasdik kararının ilanından başlar. İstinaf yolunun tüketilmesi halinde temyiz yoluna başvurulabilir.

Sonuç olarak, icra-iflas kanununda bulunsa da kullanılmayan konkordato kurumu, yeni değişikliklerle ve iflasın ertelenmesinin kaldırılmasıyla işlevli hale getirilmiştir. Konkordato durumunun iyileşmesi imkânı bulunan iyi niyetli borçluları ayakta tutabilmek adına düzenlenmiş bir kurumdur. Alacaklılar ile borçlunun menfaat dengesi bu kurumda bulunması gereken asli özelliktir. Konkordato sürecinde hem alacaklının hem de borçlunun yapılan işlemleri süreklilik içerisinde takip etmesi daha sağlıklı sonuçlara ulaştıracaktır.

Şengün & Şengün ve Ortakları Avukatlık Bürosu
Avukat
Demeter Gülşen

İlginizi çekebilir Yazarın diğer yazıları

Yorum Yap

Email adresiniz gizli kalacaktır.