Kamuoyunda 12. Yargı Paketi (“Yargı Paketi”) olarak anılan 7589 sayılı “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 16 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun ile ceza hukuku, ceza muhakemesi, infaz hukuku ve çeşitli özel kanunlarda önemli değişiklikler yapılmıştır.
Bu çalışma kapsamında 12. Yargı Paketi ile değişiklik yapılan kanunlar ayrı başlıklar altında incelenecek; her bir düzenlemenin amacı, önceki uygulamadan farkı ve uygulamaya muhtemel etkileri değerlendirilecektir.
I – 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’da (“HMK”) Yapılan Değişiklikler
Yargı Paketi kapsamında Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yıllardır öğretide ve uygulamada tartışılan belirsiz alacak davasına ilişkin düzenleme yeniden ele alınmış; bunun yanında elektronik duruşma uygulamaları ve yargılamanın hızlandırılmasına yönelik çeşitli usul hükümleri de değiştirilmiştir.
a – Belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılmıştır.
Yeni düzenlemeye ile belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılmıştır. Alacağın tamamının dava açılırken belirlenememesi durumunda davacı, kısmi alacak davası açabilecektir. Bu düzenlemeden önce belirsiz alacak davası olarak açılan ve görülen davalarda ise belirsiz alacak davaları ile ilgili hüküm uygulanmaya devam edilecektir.
b – Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilecektir. Zamanaşımı ise dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır.
c – Kural olarak duruşmalar arasındaki sürenin üç aydan fazla olmayacağı düzenlenmiştir.
Düzenleme ile, duruşmalar arasında üç aydan fazla süre belirlenmeyecektir. Ancak bu durumun işin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde ancak hâkimin gerekçesini belirtmesi durumundan üç aydan fazla bir süre olarak belirlenebileceği belirtilmiştir.
d – Ses ve görüntü nakli yoluyla (“SEGBİS”) bulundukları yerden duruşmaya katılanlardan ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ile sulh olma hâlleri hariç olmak üzere, elle imza atılmasına ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.
e – Kanun yolları maddesinde değişiklik yapılmıştır. Bu kapsamda birleştirme kararlarına karşı ayrı istinaf yolu açılmakta; kararın bağlayıcılığı kesinleşme şartına bağlanmaktadır.
Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. Yine aynı maddede ilk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebileceği düzenlenmiştir. Ayrıca bu hususun tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmediği düzenlenmiştir.
f – İstinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında verilen kararın kabul edilen ya da reddedilen kısmının, miktar veya değeri itibarıyla HMK’nın 341 inci maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen parasal sınırın üzerinde olması halinde temyiz edilebileceği düzenlenmiştir.
Düzenleme işe temyiz sınırının altında kalan Bölge Adliye Mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği kararın, sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı da düzenlenmiştir.
II – 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda (“İYUK”) Yapılan Değişiklikler
a – İstinaf kanun yolu incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine Bölge İdare Mahkemesince yeniden verdiği kararlar hakkında temyiz kanun yoluna başvurulabilecektir.
Ancak: idare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar, Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunu, sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun uygulamasından kaynaklanan davalar gibi bazı davalar ve sadece vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kararlar için temyize başvurulamayacaktır.
b – İstinaf mercii olan Bölge idare mahkemelerinin kararı kaldırmaksızın gerekçesini değiştirerek istinaf başvurusunu reddetme yetkisi düzenlenmiştir. Ayrıca Dosyanın ilk derece mahkemelerine iade sebepleri genişletilmiştir.
Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin yaptığı inceleme sonunda;
i – Kararı hukuka uygun bulursa,
ii – Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa kararın gerekçesini değiştirerek,
iii – Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak istinaf başvurusunun reddine karar verecektir.
Bölge idare mahkemesi;
i – İlk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin verilen diğer nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulması,
ii – Davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması,
iii – Dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken bu karar verilmeksizin dava hakkında karar verilmesi,
iv – Dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilerek karar verilmesi,
v – Talep hakkında karar verilmemesi yahut eksik hükümle karar verilmesi,
vi – Keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği hâlde yaptırılmadan karar verilmesi,
vii – Duruşma yapılması gerektiği hâlde duruşma yapılmadan karar verilmesi,
hallerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verilecektir.
Ancak bölge idare mahkemesi, (vi) ve (vii) bentlerindeki eksikliği kendisi gidererek karar verebilecektir. Bu fıkrada sayılan haller dışında kararın kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine ise karar verilemeyecektir.
III – 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununda (“İİK”) Kanununda Yapılan Değişiklikler
a – Tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde yapılacak açık artırmalarda birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacaktır.
Bu uygulamanın sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak bu artırma usulü bir defaya mahsus olmak üzere uygulanacağı da düzenlenmiştir.
b – Elektronik satış portalında yapılacak satışlara ilişkin verilecek teklifler ve teminatlara istinaden yeni düzenlemeler getirilmiştir.
Elektronik satış portalında verilecek tekliflerin haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde birinci artırmanın sadece malik olan mirasçılar arasında yapıldığı durumlarda muhammen kıymetin yüzde yüzü, ikinci artırmada ise muhammen kıymetin yüzde ellisi ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi gerektiği düzenlenmiştir.
c – Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklının, artırma süresinin bitiminden önceki son iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine başvurması hâlinde, alacağının teminatı karşıladığı kısım için kendisinden teminat alınmayacaktır.
Ek olarak, Hazine’nin açık artırmalarda teminat göstermekten muaf olduğu açıkça hükme bağlanmıştır.
d – İdare aleyhine hükmedilen alacaklar için icra takibinden önce idareye başvuru zorunluluğu getirilmiştir.
IV – 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (“CMK”) Değişiklikleri
a – Moleküler genetik inceleme sonuçlarının saklanması, imhası ve kullanımı hakkında düzenleme yapılmıştır.
Genetik inceleme sonuçları, kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde sisteme kaydedilir ve bir örneği dosyasında delil olarak saklanmak üzere soruşturma veya kovuşturma makamına gönderilir. Sisteme kaydedilen ve dosyada delil olarak saklanan bilgiler;
i – Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde derhâl,
ii – Diğer hallerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısının huzurunda yok edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilir.
Bilgisi sisteme kaydedilen kişi bu süre içinde kişisel verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması halinde hâkim veya mahkemeden bu bilgilerin silinmesini talep edebilecektir.
CMK madde 80 uyarınca sisteme kaydedilen bilgiler, yürütülmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında maddî gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilir. Mahkeme veya hâkim kararlarına karşı itiraz yoluna; Cumhuriyet savcısının kararına karşı ise sulh ceza hâkimliğine başvurulabilecektir.
b – Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususlarında düzenlemeye gidilmiştir.
5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin beş ila ondördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir.
(7) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.
(11) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.
c – Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf kanun yoluna; kararın ilk derece mahkemesi sıfatıyla Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde ise temyiz yoluna başvurulabilecektir.
d – Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilecektir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılacaktır.
e – İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17’nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında HAGB kararı verilemeyecektir.
f – Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir.. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edilebilecektir.
V – 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Değişiklikleri
a – Kamuoyunda “Iban Mağdurları” olarak bilinen düzenleme yürürlüğe girmiştir.
Kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirileceği düzenlenmiştir.
VI – Diğer Kanun Düzenlemeleri
a – Kısıtlılara ait taşınır veya taşınmaz malların satışı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (“UYAP”)’a entegre elektronik satış portalı üzerinden yapılabilecektir.
b – Destekten yoksun kalma ve çalışma gücü kaybı tazminatlarında faizin başlangıç tarihi yeniden düzenlenmiştir ve peşin ödemelerin mahsup usulü belirlenmektedir.
Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.
c – Noter Evrak ve Defterlerin İncelenmesi Konusunda Düzenleme Yapılmıştır.
Yeni düzenlemeye göre noterlik evrak ve defterleri;
i – Mahkemeler,
ii – Sulh ceza hâkimlikleri,
iii – Cumhuriyet başsavcılıkları,
iv – Resmî daireler,
Konusu açıkça belirtilmek kaydıyla noterlikte soruşturma yapmaya yetkili kılınan kişiler tarafından incelenebilecektir.
Mahkeme, sulh ceza hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı veya soruşturmaya yetkili kılınan resmî daire tarafından noterlik evrakının onaylı bir örneğinin istendiği durumlarda, noter istenilen evrakın aslını elektronik ortamda taramak ve güvenli elektronik imzayla imzalamak suretiyle oluşturduğu onaylı örneği ilgili mercie elektronik ortamda gönderebilecektir. Elektronik ortamda gönderme imkânı bulunmayan durumlarda evrakın aslına uygunluğunu onaylayarak onaylı örneği ilgili mercie gönderebilecektir.
d – Danıştay daire sayısının 10’a düşürmesi için öngörülen azami süre dört yıl daha uzatılmıştır. Danıştay meslek mensupları kadro sayısı azaltılması 23 Temmuz 2030’a kadar uygulanmayacaktır.
e – Düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç, aşağıda sayılan davalar idare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümleneceği düzenlenmiştir:
i – Konusu dört yüz seksen altı bin Türk Lirasını aşmayan; idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları.
ii – İlköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencileri hakkında tesis edilen uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç disiplin cezası ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar.
iii – Kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar.
iv – Kamu görevlilerine verilen uyarma cezasına karşı açılan davalar.
v – Mesleki faaliyeti geçici veya sürekli olarak engelleyenler hariç olmak üzere, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği disiplin cezalarına karşı açılan davalar.
vi – 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar.
f – Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanması hükümleri düzenlenmiştir.
Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olması düzenlenmiştir.
Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıldır. Yeni atanan veya görevlendirilenler göreve başlayıncaya kadar süresi dolanların görevi devam edeceği düzenlenmiştir.
g – Sözleşme dışı borç ilişkilerinde yasal faiz oranı TCMB reeskont oranına endekslenmektedir.
11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılacaktır.
Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olacaktır.
VII – Sonuç
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak anılan 7589 sayılı “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
12.Yargı Paketi ile birlikte usul hukuku, icra ve iflas hukuku, ceza hukuku ile idari yargılama alanlarında önemli değişiklikler hayata geçirilmiştir. Özellikle belirsiz alacak davasının kaldırılması, kanun yollarına ilişkin yeni düzenlemeler ve çeşitli usul hükümlerinde yapılan değişiklikler, yargılamaların daha etkin ve öngörülebilir şekilde yürütülmesini amaçlamaktadır. Ayrıca ceza muhakemesi, icra-iflas hukuku ve diğer özel kanunlarda yapılan düzenlemelerle uygulamada karşılaşılan bazı sorunların giderilmesi ve yargı süreçlerinin hızlandırılması hedeflenmiştir.
Söz konusu değişikliklerin önemli bir bölümü yürürlüğe girmiş olmakla birlikte, uygulamadaki etkileri yargı kararları etkisiyle zaman içerisinde şekillenecektir. Bu nedenle, özellikle dava stratejilerinin belirlenmesi, kanun yolu başvurularının değerlendirilmesi ve yeni usul kurallarının uygulanması bakımından mevzuattaki değişikliklerin yakından takip edilmesi önem arz etmektedir.
Av. Betül Önal Payze













